Otomotiv sektöründe özellikle belirli marka ve motor tiplerinde ortaya çıkan triger zinciri kopması, triger sistemi arızası, motorun seyir hâlinde aniden stop etmesi ve buna bağlı ağır motor hasarları, tüketiciler bakımından ciddi mağduriyetlere yol açabilmektedir.
Bu tür arızalar meydana geldiğinde otomotiv üreticisi, ithalatçısı, distribütörü veya satıcısının çoğu zaman ilk savunmalarından biri, arızanın “kullanıcı hatasından” kaynaklandığı iddiasıdır.
Özellikle;
yanlış vites kullanıldığı,
motorun aşırı devir çevirdiği,
aracın “yığdırıldığı”,
aracın yanlış kullanıldığı,
periyodik bakımların zamanında yapılmadığı,
motor yağının eksik olduğu,
uygun olmayan yağ kullanıldığı,
aracın kullanım şartlarının üretici talimatlarına aykırı olduğu
ileri sürülerek tüketicinin ücretsiz onarım, ayıpsız misliyle değişim veya bedel iadesi gibi hakları ortadan kaldırılmaya çalışılabilmektedir.
Ancak triger zincirinin kopmuş olması tek başına kullanım hatasının kanıtı değildir.
Bir motor parçasının kırılması veya kopması ile bu kırılmanın hangi teknik nedenle meydana geldiği birbirinden tamamen farklı meselelerdir.
Bu nedenle, “zincir kopmuşsa mutlaka kullanıcı hatası vardır” şeklindeki bir yaklaşım teknik olarak da hukukî olarak da kabul edilebilir değildir.
Asıl araştırılması gereken husus;
Triger zinciri neden kopmuştur?
sorusudur.
Bu sorunun cevabı ise ancak aracın bakım geçmişi, motorun teknik yapısı, kopan parçaların durumu, zincir ve gergi sistemindeki aşınma, yağlama sistemi, motorun çalışma şartları, devir bilgileri, servis kayıtları ve gerektiğinde uzman bilirkişi incelemesi ile ortaya konulabilir.
Triger zinciri, motorun krank mili ile eksantrik mili arasındaki zamanlamanın sağlanması bakımından motorun kritik parçalarından biridir.
Zincirin veya bu sistem içerisinde görev yapan gergi, kızak, dişli ve benzeri parçaların işlevini yerine getirememesi hâlinde motorun supap-piston zamanlaması bozulabilmekte ve özellikle bazı motorlarda çok ağır motor hasarları ortaya çıkabilmektedir.
Bu nedenle triger zinciri kopması, basit bir parça arızası olarak değerlendirilmemelidir.
Özellikle zincirin;
seyir hâlinde,
düşük veya orta motor devrinde,
sabit hızda,
normal yol şartlarında,
herhangi bir olağan dışı kullanım davranışı bulunmaksızın
kopması hâlinde, olayın doğrudan “kullanıcı hatası” olarak nitelendirilmesi mümkün değildir.
Elbette somut olayda yanlış yağ kullanılması, ciddi yağ eksikliği, üretici talimatlarına aykırı kullanım veya aşırı devir gibi teknik nedenlerin arızaya neden olduğu gerçekten ortaya konulabilir.
Ancak bunun somut teknik delillerle ortaya konulması gerekir.
Salt “kullanıcı hatası” şeklindeki soyut bir savunma, özellikle tüketicinin aracı normal kullanım koşullarında seyir hâlindeyken zincirin kopması gibi bir olayda yeterli değildir.
Uygulamada tüketicinin karşılaştığı savunmalardan biri de aracın “yığdırıldığı”, yanlış vitese geçirildiği veya motorun aşırı devre çıkarıldığı iddiasıdır.
Oysa bu tür bir iddianın ileri sürülmesi ile ispatlanması birbirinden tamamen farklıdır.
Tüketici;
“Sabit hızla seyrediyordum. Araç bir anda stop etti. Güvenli şekilde sağa geçerek durdum.”
şeklinde olayın meydana gelişini anlatıyorsa, karşı tarafın buna karşı;
“Araç yığdırılmıştır.”
veya
“Yanlış vites seçilmiştir.”
demesi tek başına teknik bir tespit değildir.
Böyle bir iddianın;
elektronik kontrol ünitesi kayıtları,
motor devri kayıtları,
arıza kodları,
olay anına ilişkin teknik veriler,
motor ve zincir sistemi üzerindeki fiziksel bulgular,
kırılma yüzeyleri,
zincir ve gergi mekanizmasının durumu,
yağlama sistemi,
servis kayıtları
gibi somut verilerle desteklenmesi gerekir.
Aksi hâlde tüketicinin normal kullanım sırasında meydana gelen ağır bir motor arızasından sorumlu tutulması mümkün değildir.
Araçtaki motor arızasının gerçek nedeninin belirlenmesi, çoğu zaman hukukî değerlendirmeden önce teknik bir değerlendirmeyi gerektirir.
Bu nedenle bilirkişi incelemesinde yalnızca;
“Triger zinciri kopmuştur.”
tespiti yapılması yeterli değildir.
Bilirkişinin asıl olarak;
Zincir neden kopmuştur?
Kopma mekanik bir kırılma mıdır?
Zincirde üretim veya malzeme kusuru bulunmakta mıdır?
Zincir gergisi veya kızak sisteminde problem var mıdır?
Motorun yağlama sistemi yeterli midir?
Kullanılan yağ üretici spesifikasyonlarına uygun mudur?
Bakım aralıkları arızaya neden olabilecek şekilde ihlal edilmiş midir?
Araçta aşırı devir veya yanlış vites kullanımını gösteren teknik bir veri var mıdır?
Arızanın meydana geldiği kilometre, parçanın beklenen kullanım ömrü ile uyumlu mudur?
Aynı motor veya aynı parça hakkında benzer arızalar bulunmakta mıdır?
Arızanın tasarım veya üretim kaynaklı olma ihtimali var mıdır?
Arıza tüketicinin kullanımından kaynaklanıyorsa bunu gösteren somut teknik bulgu nedir?
sorularına cevap vermesi gerekir.
Özellikle “kullanıcı hatası vardır” şeklindeki sonuç cümlesinin hangi teknik bulgulara dayandığı raporda açıkça gösterilmelidir.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun bakımından ayıplı mal; tüketiciye teslim edildiği anda taraflarca kararlaştırılmış olan örnek veya modele uygun olmayan ya da objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımayan veya sözleşmeye aykırı eksiklikler içeren malı ifade etmektedir.
Özellikle otomobil gibi karmaşık teknik ürünlerde, satış sırasında tüketici tarafından olağan bir inceleme ile fark edilmesi mümkün olmayan ve ancak kullanım sırasında ortaya çıkan teknik sorunlar gizli ayıp niteliğinde olabilir.
Triger zincirinin motor içerisinde bulunan ve tüketicinin olağan kullanım sırasında kontrol etmesi mümkün olmayan bir parça olması nedeniyle, zincirdeki üretim, malzeme veya tasarım kaynaklı bir problemin yıllar veya belirli bir kilometre sonrasında ortaya çıkması hâlinde somut olayın özelliklerine göre gizli ayıp değerlendirmesi yapılması mümkündür.
Nitekim Yargıtay uygulamasında araçlarda sonradan ortaya çıkan ve tüketicinin olağan incelemesiyle tespit edemeyeceği üretim kaynaklı arızalar gizli ayıp kapsamında değerlendirilebilmektedir.
Triger zinciri kopması konusunda özellikle önem taşıyan bir Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı bulunmaktadır.
Somut olayda tüketici, sıfır kilometre olarak satın aldığı Toyota Verso 1.6 D-4D marka aracını kullanırken otoyolda seyir hâlinde aracın aniden stop ettiğini belirtmiştir.
Araç çekiciyle yetkili servise götürülmüş; yapılan incelemede triger zincirinin koptuğu ve zincirin kopması nedeniyle motor içerisinde çok sayıda parçanın ağır şekilde hasarlandığı belirlenmiştir.
Tüketici, aracın onarılmasına izin vermemiş ve ayıpsız misliyle değiştirilmesini talep etmiştir.
Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarında arızanın kullanım hatasından kaynaklanmadığı, imalat hatasına dayandığı ve gizli ayıp niteliğinde olduğu tespit edilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da somut olayda aracın ayıplı olduğu ve tüketicinin ayıpsız misliyle değişim talebinde bulunabileceği sonucuna ulaşmıştır.
Bu karar, triger zinciri kopması bakımından son derece önemlidir.
Çünkü karar, yalnızca “araç arızalandı” şeklindeki genel bir değerlendirme yapmamakta; olayın seyir hâlinde meydana gelmesi, triger zincirinin kopması, motorun ağır hasarlanması, kullanım hatasının bulunmaması, imalat kaynaklı gizli ayıp ve tüketicinin seçimlik hakkı unsurlarını birlikte değerlendirmektedir.
6502 sayılı Kanun'un 11. maddesi uyarınca malın ayıplı olması hâlinde tüketici;
sözleşmeden dönerek bedel iadesini,
ayıp oranında bedel indirimini,
ücretsiz onarımı,
malın ayıpsız misliyle değiştirilmesini
isteyebilir.
Tüketicinin hangi seçimlik hakkı kullanacağını belirlemesi önemlidir.
Yargıtay uygulamasında da tüketicinin Kanun'da kendisine tanınan seçimlik haklardan birini kullanabileceği kabul edilmektedir.
Ancak seçimlik hakların kullanılmasında somut olayın özellikleri, hakkaniyet ve ölçülülük ilkeleri de dikkate alınmaktadır.
Dolayısıyla her motor arızasında otomatik olarak “araç değişimi” sonucuna ulaşılacağı söylenemez.
Buna karşılık özellikle güvenliği etkileyen, ağır nitelikte, üretim kaynaklı, gizli ve tüketicinin araçtan beklediği faydayı ciddi şekilde ortadan kaldıran arızalarda ayıpsız misliyle değişim talebinin değerlendirilmesi gerekir.
Uygulamada önem taşıyan hususlardan biri de budur.
Tüketici, aracı arızalandığında çoğu zaman doğal olarak yetkili servise başvurmaktadır.
Ancak tüketicinin;
“Aracımı servise getiriyorum, arızanın nedenini tespit edin.”
şeklindeki davranışı ile;
“6502 sayılı Kanun kapsamındaki ücretsiz onarım hakkımı kullanıyorum.”
şeklindeki açık seçimlik hak iradesi aynı şey değildir.
Nitekim Yargıtay'ın yakın tarihli kararlarında da tüketicinin aracı servise bırakmasının, somut olayın özelliklerine göre otomatik biçimde ücretsiz onarım hakkının kullanıldığı anlamına gelmeyeceği kabul edilmektedir.
Bu nedenle tüketicinin araçta ortaya çıkan ağır bir motor arızasından sonra hangi seçimlik hakkını kullandığını açık ve yazılı şekilde bildirmesi önemlidir.
Özellikle triger zinciri kopması gibi ağır motor hasarlarında tüketicinin satıcıya, ithalatçıya ve gerektiğinde üreticiye yazılı bildirimde bulunması tavsiye edilmektedir.
Bu bildirim;
KEP,
noter ihtarnamesi,
güvenli elektronik iletişim yöntemleri,
ispatlanabilir e-posta ve diğer yazılı iletişim yöntemleri
aracılığıyla yapılabilir.
Bildirimde;
Aracın marka, model ve plaka bilgileri,
Satın alma tarihi,
Kilometresi,
Arızanın meydana geldiği tarih,
Arızanın nasıl meydana geldiği,
Aracın hangi servise çekildiği,
Triger zinciri veya motor arızasının tespiti,
Kullanım hatası bulunmadığına ilişkin açıklamalar,
Aracın onarılmasına muvafakat edilip edilmediği,
6502 sayılı Kanun kapsamında kullanılan seçimlik hak
açıkça belirtilmelidir.
Ağır motor arızalarında özellikle önem taşıyan bir diğer husus da budur.
Tüketici, arızanın nedeninin ve ayıbın niteliğinin belirlenmesini istiyorsa, aracın sökülmesi, motor parçalarının değiştirilmesi veya kapsamlı bir onarım yapılması öncesinde yazılı olarak itiraz edebilir ve delillerin korunmasını talep edebilir.
Özellikle tüketici daha sonra;
“Aracın ayıpsız misliyle değiştirilmesini istiyorum.”
diyecekse, motorun tamamen sökülüp parçaların değiştirilmesi delil durumunu ciddi şekilde etkileyebilir.
Bu nedenle;
“Aracımın mevcut durumunun korunmasını, tarafımın açık yazılı onayı olmaksızın araç üzerinde onarım, parça değişimi veya motor sökümü yapılmamasını talep ediyorum.”
şeklindeki bir bildirimin önceden yapılması önem taşımaktadır.
Ancak bu bildirimin tüketicinin ücretsiz onarım hakkını seçtiği hâllerde farklı sonuçlar doğurabileceği unutulmamalıdır.
Tüketici, ilk bildirimini aşağıdaki şekilde yapabilir:
Sayın Yetkili,
Aracımda meydana gelen triger zinciri kopmasına bağlı motor arızası ve bu arıza nedeniyle oluşan zararlar bakımından tarafınıza daha önce yapmış olduğum bildirimleri ve taleplerimi yineliyorum.
“Mağduriyetlerimin giderilmesi” şeklindeki önceki ifadelerim, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 11. maddesinde düzenlenen seçimlik haklarımdan herhangi birini kesin ve nihai biçimde seçtiğim anlamına gelmemektedir.
Bu kapsamda, Kanun'dan doğan seçimlik haklarımdan hangisini kullanacağımı, olayın teknik ve hukuki değerlendirmesi ile tarafınızca yapılacak incelemeleri de dikkate alarak ayrıca ve yazılı olarak bildireceğim.
Bu nedenle açık ve yazılı onayım bulunmaksızın aracım üzerinde ücretsiz onarım, motor sökümü, parça değişimi veya mevcut delillerin niteliğini değiştirebilecek herhangi bir işlem yapılmamasını; aracın mevcut durumunun korunmasını ve gerekli teknik incelemenin tarafsız ve denetlenebilir şekilde gerçekleştirilmesini talep ederim.
Aksi yönde gerçekleştirilecek işlemlerden doğabilecek delil kaybı ve sair hukuki sonuçlara ilişkin tüm haklarımı saklı tuttuğumu bildiririm.
Saygılarımla.
Otomotiv firmalarının triger zinciri kopması sonrasında ileri sürdüğü savunmalardan biri de çoğu zaman aracın periyodik bakımlarının zamanında yapılmadığı iddiasıdır.
Bu konuda da yalnızca;
“Bakım gecikmiştir.”
şeklindeki soyut bir değerlendirme yeterli değildir.
Örneğin üretici tarafından 10.000 veya 15.000 kilometrede bir bakım yapılması öngörülmüşse ve tüketici bakımlarını genel olarak bu aralıklarda yaptırmışsa, birkaç yüz kilometrelik bir farklılığın triger zincirinin kopmasına teknik olarak nasıl ve ne şekilde neden olduğu açıklanmalıdır.
Burada önemli olan yalnızca bakımın birkaç yüz kilometre gecikip gecikmediği değil;
Bu gecikme ile meydana gelen zincir kopması arasında teknik ve nedensel bir bağ bulunup bulunmadığıdır.
Nitekim triger zinciri gibi motorun kritik bir parçasının kopması bakımından, bakım gecikmesi ile zincir kırılması arasındaki nedensellik ilişkisinin bilirkişi tarafından somut ve teknik gerekçelerle ortaya konulması gerekir.
Tüketicinin;
yetkili servis faturaları,
bakım emirleri,
servis kayıtları,
kullanılan motor yağına ilişkin kayıtlar,
parça değişim kayıtları,
garanti belgeleri,
yol yardım kayıtları,
servis kabul formları
mutlaka saklanmalıdır.
Tüketici aracın tüm bakımlarını yetkili serviste yaptırmışsa, bu durum “bakımlar ihmal edildi” savunmasının değerlendirilmesi bakımından özellikle önem taşır.
Triger zinciri kopması olaylarında dikkat edilmesi gereken bir diğer husus, olayın hemen ardından yapılan yol yardım görüşmeleridir.
Tüketici çoğu zaman olayın triger zinciri kopması olduğunu henüz bilmemektedir.
Araç seyir hâlindeyken aniden stop etmekte ve tüketici yol yardım hattını arayarak;
“Araç seyir hâlinde bir anda durdu.”
“Motor sustu.”
“Herhangi bir uyarı vermeden araç çalışmayı bıraktı.”
şeklinde olayın gerçek oluş şeklini anlatmaktadır.
Bu görüşmeler, olayın hemen ardından ve henüz tüketici ile servis arasında herhangi bir uyuşmazlık ortaya çıkmadan yapılması nedeniyle önem taşır.
Bu nedenle yol yardım çağrısının;
tarihi,
saati,
çağrı kaydı,
ses kaydı,
çağrı merkezi görüşme notları,
çekici görevlendirme kaydı
talep edilmelidir.
Gerekirse mahkemeden bu kayıtların ilgili firmadan getirtilmesi istenmelidir.
Tüketici, olayın meydana geldiği ilk anda genellikle teknik bir arızanın nedenini bilmemektedir.
Bu nedenle tüketicinin;
“Sabit hızla gidiyordum, araç bir anda stop etti.”
şeklindeki ilk açıklaması, daha sonra servis tarafından yapılan teknik tespitlerle birlikte değerlendirilmelidir.
Özellikle tüketici olayın hemen ardından yol yardım hattına aynı açıklamayı yapmış, sonrasında yetkili servise de aynı olayı anlatmış ve daha sonra alınan bilirkişi raporunda arızanın kullanım hatasından kaynaklanmadığı belirlenmişse, tüketicinin anlatımı önemli bir delil bütünlüğü oluşturabilir.
Triger zinciri kopmasının hukuki boyutu yalnızca aracın ekonomik değerinin azalmasından ibaret değildir.
Araç seyir hâlindeyken motorun aniden stop etmesi;
otoyolda,
yüksek hızda,
yoğun trafikte,
sollama sırasında,
virajda,
yokuşta
meydana gelebilir.
Bu durumda sürücünün aracı kontrol etme imkânı ciddi şekilde azalabilir.
Direksiyon ve fren sistemlerinin çalışma biçimi araçtan araca değişmekle birlikte, motorun aniden devre dışı kalması sürücünün güvenli sürüş kabiliyetini önemli ölçüde etkileyebilecek bir durum yaratabilir.
Bu nedenle triger zinciri kopması gibi bir arızanın değerlendirilmesinde yalnızca;
“Motorun tamir masrafı ne kadar?”
sorusunun değil,
“Bu arıza tüketicinin can ve mal güvenliği bakımından ne tür bir risk yaratmıştır?”
sorusunun da cevaplandırılması gerekir.
Otomotiv firmaları zaman zaman;
“Motoru ücretsiz olarak tamir edelim.”
şeklinde bir çözüm önerebilmektedir.
Ancak tüketicinin aracı satın alırken beklediği faydanın ciddi biçimde ortadan kalktığı, aracın güvenilirliğinin sarsıldığı veya arızanın ağır ve üretim kaynaklı bir ayıp niteliğinde olduğu hâllerde, yalnızca motorun onarılması tüketicinin her durumda tercih etmek zorunda olduğu bir çözüm değildir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun çeşitli kararlarında, tüketicinin aracına duyduğu güvenin sarsılması ve araçtan beklediği yararın sağlanamaması gibi hususların seçimlik hakkın değerlendirilmesinde dikkate alınması gerektiği kabul edilmiştir.
Özellikle motor gibi aracın temel ve kritik bir sisteminde ağır bir arıza meydana gelmişse, tüketicinin neden yalnızca onarım yerine ayıpsız misliyle değişim talep ettiği somut olay bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin daha yakın tarihli bir kararında da araçta imalat kaynaklı ayıp bulunması, arızanın motorun yenisiyle değiştirilmesi suretiyle giderilebilmesi ve arızanın sürücü güvenliği bakımından taşıdığı önem birlikte değerlendirilmiş; somut olayın koşullarına göre tüketicinin ayıpsız misliyle değişim yönündeki seçimlik hakkının öncelikle değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Bu yaklaşım, triger zinciri kopması gibi seyir güvenliğini doğrudan etkileyebilecek arızalar bakımından özellikle önemlidir.
Otomobil, binlerce parçadan oluşan karmaşık bir mühendislik ürünüdür.
Her mekanik parça gibi triger zinciri ve bu sistemin diğer elemanları da;
tasarım,
malzeme seçimi,
üretim toleransları,
ısıl işlem,
yağlama,
montaj,
titreşim,
sıcaklık,
çalışma koşulları
gibi çok sayıda değişkene bağlıdır.
Bu nedenle bir parçanın kopması hâlinde yalnızca tüketicinin kullanım biçimine odaklanılması teknik olarak eksik bir inceleme olur.
Aynı motor tipinde belirli bir parçanın benzer şekilde ve belirli kilometre aralıklarında tekrarlayan biçimde arızalanması hâlinde ise bu durum ayrıca araştırılmalıdır.
Ancak burada da dikkat edilmesi gereken husus şudur:
Aynı motor tipinde başka arızaların bulunması, tek başına somut aracın ayıplı olduğunu kesin olarak kanıtlamaz; fakat bilirkişi incelemesinde mutlaka değerlendirilmesi gereken önemli bir teknik ve istatistiksel veri olabilir.
Tüketicilerin internet forumlarında veya sosyal medya platformlarında aynı arızadan şikâyet eden çok sayıda kullanıcıya rastlaması, tek başına hukukî anlamda üretim ayıbını kesin olarak kanıtlamaz.
Bununla birlikte;
üretici teknik servis bültenleri,
geri çağırma kayıtları,
üretici tarafından yayımlanan teknik talimatlar,
garanti kapsamında yapılan toplu parça değişimleri,
aynı motorla ilgili servis kampanyaları,
bağımsız teknik raporlar,
çok sayıda benzer mahkeme dosyası,
aynı parçanın aynı şekilde kırıldığına ilişkin bilirkişi tespitleri
birlikte değerlendirildiğinde güçlü bir delil bütünü ortaya çıkabilir.
Bu nedenle “kronik arıza” iddiası ileri sürülüyorsa bunun somut belgelerle desteklenmesi gerekir.
Ayıplı araç uyuşmazlıklarında yalnızca satıcının değil, somut olayın niteliğine göre üretici ve ithalatçının da hukukî konumu değerlendirilmelidir.
6502 sayılı Kanun, tüketiciye ayıplı mal nedeniyle çeşitli seçimlik haklar tanımakta; bazı seçimlik hakların kullanımında üretici ve ithalatçı bakımından da doğrudan sorumluluklar öngörmektedir.
Bu nedenle dava açılırken;
aracın satıcısı,
ithalatçısı,
distribütörü,
üreticisi
arasındaki hukukî ilişkinin somut olay ve talep edilen seçimlik hak bakımından doğru şekilde değerlendirilmesi gerekir.
Triger zinciri kopmuş ve motor ağır hasarlanmışsa, tüketicinin dava açmadan önce delillerin korunması için delil tespiti yoluna başvurması son derece önemli olabilir.
Özellikle;
motor henüz sökülmemişse,
zincir ve gergi sistemi yerindeyse,
kırılan parçalar muhafaza ediliyorsa,
araç yetkili serviste bulunuyorsa,
mahkeme aracılığıyla yapılacak teknik inceleme, ileride açılacak davanın ispatı bakımından büyük önem taşıyabilir.
Çünkü motor onarıldıktan veya parçalar değiştirildikten sonra ilk arızanın nedenini belirlemek güçleşebilir.
Bu nedenle ağır motor arızalarında tüketicinin delil kaybı meydana gelmeden önce hukukî ve teknik süreci başlatması önemlidir.
Triger zinciri, gergi, kızak, dişli ve diğer parçalar üzerinde yapılacak inceleme, arızanın nedeninin belirlenmesi açısından önemlidir.
Bu nedenle servis tarafından değiştirilen parçaların tüketiciye verilmesi veya en azından muhafaza edilmesi konusunda yazılı talepte bulunulmalıdır.
Parçaların;
atılması,
hurdaya ayrılması,
değiştirilmesi,
başka araçlarda kullanılması
gibi işlemler, ileride yapılacak bilirkişi incelemesini güçleştirebilir.
Bu nedenle:
“Arızaya konu parçaların tarafımın bilgisi ve onayı olmaksızın imha edilmemesini ve muhafaza edilmesini talep ediyorum.”
şeklinde açık bir bildirim yapılması faydalıdır.
Tüketiciler çoğu zaman haklı oldukları hâlde delilleri yeterince koruyamadıkları için sorun yaşamaktadır.
Bu nedenle;
aracın ilk arızalandığı an,
yol yardım görüşmesi,
çekici kaydı,
servis kabul formu,
servis teşhis raporu,
fotoğraf ve videolar,
bakım faturaları,
e-posta yazışmaları,
WhatsApp yazışmaları,
KEP bildirimleri,
noter ihtarnameleri,
değiştirilen parçalar
mümkün olduğu kadar eksiksiz biçimde muhafaza edilmelidir.
Triger zinciri kopması, özellikle aracın seyir hâlinde aniden stop etmesi ve motorun ağır şekilde hasarlanması ile sonuçlanmışsa, basit bir mekanik arıza olarak değerlendirilmemelidir.
Olay;
ayıplı mal, gizli ayıp, üretim veya tasarım hatası, tüketicinin seçimlik hakları, ispat yükü, ürün güvenliği ve sürüş güvenliği
bakımından birlikte değerlendirilmelidir.
Otomotiv üreticisi, ithalatçısı, distribütörü veya satıcısı tarafından ileri sürülen “kullanıcı hatası” iddiası da teknik verilerle ortaya konulmalıdır.
Tüketicinin aracı normal kullanım şartlarında kullanırken, herhangi bir olağan dışı davranışı bulunmaksızın triger zincirinin kopması ve motorun ağır şekilde hasarlanması hâlinde, olayın üretim veya tasarım kaynaklı bir ayıp olup olmadığı mutlaka araştırılmalıdır.
Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun triger zinciri kopmasına ilişkin kararında, seyir hâlinde aniden stop eden ve triger zinciri kopması nedeniyle ağır motor hasarı meydana gelen araç bakımından, bilirkişi incelemesi sonucunda arızanın kullanım hatasından değil imalat hatasından kaynaklandığının ve gizli ayıp niteliğinde olduğunun belirlenmesi üzerine tüketicinin ayıpsız misliyle değişim talebinin kabul edilebileceği sonucuna varılmıştır.
Dolayısıyla tüketicinin karşısına;
“Zincir kopmuş, demek ki kullanıcı hatası var.”
şeklinde basit ve teknik dayanaktan yoksun bir savunmayla çıkılması yeterli değildir.
Asıl cevaplanması gereken soru şudur:
“Triger zinciri neden koptu?”
Bu sorunun cevabı ortaya konulmadan tüketicinin kusurlu ilan edilmesi mümkün değildir.
Özellikle aracın garanti süresi içinde veya makul kullanım ömrü içerisinde, düzenli bakımları yapılmışken ve olağan sürüş şartlarında ağır motor arızası meydana gelmişse; tüketicinin 6502 sayılı Kanun'un kendisine tanıdığı seçimlik hakları kullanma, delillerin korunmasını isteme, gerektiğinde delil tespiti yaptırma ve ayıplı mal nedeniyle uğradığı zararların giderilmesini talep etme hakkı bulunmaktadır.
Tüketicinin hakkını koruyabilmesinin en önemli şartlarından biri ise olayın hemen ardından doğru adımları atmaktır.
Bu nedenle ağır motor arızalarında tüketicinin;
Aracın mevcut durumunu belgelememesi,
Yetkili servisin açıklamalarını yalnızca sözlü olarak kabul etmesi,
Kırılan parçaların imha edilmesine izin vermesi,
Araç üzerinde kapsamlı onarım yapılmasına hemen muvafakat etmesi,
Seçimlik hakkını yazılı olarak bildirmemesi,
Servis ve yol yardım kayıtlarını toplamaması,
Bakım kayıtlarını muhafaza etmemesi
sonradan ortaya çıkabilecek uyuşmazlığın ispatını güçleştirebilir.
Buna karşılık olayın ilk andan itibaren doğru şekilde belgelenmesi, teknik delillerin korunması, araç üzerinde bağımsız ve denetlenebilir bilirkişi incelemesi yapılması ve tüketicinin seçimlik hakkının açık biçimde ortaya konulması, tüketicinin hukukî konumunu önemli ölçüde güçlendirecektir.
Sonuç olarak;
Triger zinciri kopması, tüketiciye yüklenebilecek sıradan bir “kullanım hatası” olarak kabul edilmeden önce, arızanın gerçek teknik nedeni ortaya çıkarılmalı; üretim, tasarım, malzeme, montaj, bakım ve kullanım ihtimallerinin tamamı bilimsel ve denetlenebilir biçimde araştırılmalıdır.
Tüketici hukukunun amacı da tam olarak burada ortaya çıkmaktadır: Tüketicinin teknik bilgi ve ekonomik güç bakımından üretici ve satıcı karşısındaki dezavantajının giderilmesi ve ayıplı ürün nedeniyle uğradığı zararın hukuk düzeni içerisinde giderilmesinin sağlanmasıdır.
Av. Yusuf AYIK
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
İstanbul Anadolu
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2017/785 Esas
KARAR NO: 2020/106
HAKİM: O.F.Y
KATİP: A.G
DAVACI: O. D - Beyoğlu/ İSTANBUL
VEKİLİ: Av. YUSUF AYIK - Halaskargazi Cad. Küçük Bahçe Sk. No:29 Topdemir İş Merkezi D:18-19 34360 Şişli/ İSTANBUL
DAVALI : 1- ... VE SATIŞ A.Ş. -
VEKİLLERİ: Av. Şişli/ İSTANBUL
Av.
DAVALI : 2- S OTOMOTİV VE TİC. A.Ş -
VEKİLİ: Av.
DAVA: Tüketiciyi Koruma Kanunundan Kaynaklanan (Malın Ayıplı Olmasından Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 02/11/2017
KARAR TARİHİ: 28/01/2020
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 03/02/2020
Taraflar arasındaki davanın Mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilin ... 1.6 D-4D Comfort Extra marka, 34 .. .... plaka sayılı aracı 0 km olarak 20/05/2014 ve 23-05/2014 tarihli faturalar ile davalılardan satın aldığını, araç için ekstra para ödenerek davalıların tanıdığı "extra garantisi" ile garanti süresinin 23/05/2019 tarihine kadar devam ettiğini, araç 31/08/2017 tarihinde otoyolda 3.viteste yaklaşık saatte 50 km sabit hızda seyir halindeyken tehlikeli bir şekilde aniden stop ettiğini, aracın çekici yardımıyla davalılara ait yetkili servise götürüldüğünü, servisin yaptığı inceleme sonucunda, aracın triger zincirinin koptuğu ve triger zincirinin kopması sonucu motorun iç haznesinde ağır hasar oluştuğu, aracın onarımı için triger zinciri ve gergi elemanlarının yanı sıra silindirler içindeki 8 piston ve 8 sübabın tamamı dahil olmak üzere çok sayıda parçanın değişmesi gerekeceğinin bildirildiğini, araçta oluşan arıza ve hasar konusunda davalıların üstüne düşen sorumlulukları yerine getirmediklerini, müvekkilce piyasada yapılan inceleme ve araştırmalar neticesinde, araçta kullanılan BMW Firması üretimi N47 tipi "1.6D-4D" dizel motorun tasarımıyla ilgili "gizli ayıp" niteliğinde bir kusurdan kaynaklandığını, N47 tipi motorlarda alışılmadık şekilde motorun arka kısmında kapalı bir bölgeye yerleştirilen triger zinciri mekanizmasının çok fazla titreşim ve ısıya maruz kaldığını, bu sebeple çok erken şekilde aşınma ve hatta aniden kopma riski bulunduğunu, erken kilometrede triger zinciri koparma sorununun BMW Firması üretimi N47 tipi motoruyla ilgili iyi bilinen kronik bir sorun olduğunu, bu sorunun 2007 yılından beri BMW ve Mini marka çok sayıda aracı etkilediği bilgilerine ulaştıklarını, yetkili servis görevlileriyle yaptığı telefon görüşmelerine ilaveten, 11/09/2017 ve 12/09/2017 tarihlerinde davalı Toyota şirketine konuyla ilgili mailler gönderildiğini ancak bir sonuç alınmadığını, davalılardan satıcı ve yetkili servis Sonkar tarafından müvekkil aleyhine keşide edilen Beyoğlu 13. Noterliğinin 26/09/2017 tarih ve 19232 yevmiye numaralı ihtarname ile aracın müvekkil tarafından ücret mukabili onarılmasına onay verilmediği için aracın 2 gün içerisinde şirket merkezinden teslim alınmasını aksi taktirde otopark ücreti ve zararların tazmin edileceğinin ihtar edildiğini, bunun üzerine müvekkilin aracı çekici vasıtasıyla servisten aldığını, akabinde, Beyoğlu 35. Noterliğinin 04/10/2017 tarih ve 26351 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ayıplı aracın ayıpsız misli ile değişimi ve masraflarının 3 gün içinde ödenmesini talep ve ihtar etmelerine rağmen, davalılardan herhangi bir yanıt alamadıklarını, bir aracın henüz 55970 km'deyken triger zincirinin kopması kabili telif bir durum olmadığını, aracın gizli ayıplı olduğunu, bu gizli ayıbın, araç defalarca servise gitmesine rağmen davalılarca ağır ihmal ve kusurla tespit edilemediğini, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile şimdilik, gizli ayıplı 34 .. .... plakalı aracın iade alınarak, iade ve değişime dair tüm masrafları davalılara ait olmak üzere 0 km ayıpsız misli ile değiştirilmesini, ayıplı malın neden olduğu zararlar kapsamında 3.823,00 TL kiralık araç masrafı, 295,00 TL çekici masrafı, 392,15 TL demonte durumdaki motor ve şanzuman parçaları taşımak için satın alınan plastik kutular ve koruyucu örtü bedelinin ihtarname tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkile ödenmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı Sonkar Otomotiv San. Ve Tic. A.Ş. Vekili cevap dilekçesinde özetle;yetki ve husumet itirazları olduğunu, Toyota marka dizel otomatik araçlarda her 10.000 km.de bir yetkili serviste zorunlu bakım ve onarımların yaptırılması gerektiğini, ancak davacının aracı belirtilen km.nin üstünde ki sürelerde servise getirdiğini, davacının aracı süresinde bakıma getirmemesinin açıkça kullanıcı hatası olduğunu, davacının aracı gereğinden fazla zorladığını, süresinde bakıma getirilmeyen araçta ilgili tespitlerin yapılamadığını, ve davacının kullanıcı hatası ve ihmalinin arızaya neden olduğunu, bu hasarın onarımı davacı tarafça kabul edilmediğinden, davacının maillerinden de görüleceği üzere ve talep ettiği şekilde, araç parçaları sökük vaziyette davacıya teslim edildiğini, davacının diğer taleplerinin ise ayıpla ve müvekkil şirketle hiçbir ilgisi ve alakası olmadığı gibi arada illiyet bağıda olmadığını, dava konusu aracın 2. El kullanım değer kaybı ve karıştığı hasarlı kazalar sonucu, araçta meydana gelen maddi değer kaybının tespitiyle asıl alacaktan mahsup edilmesini, davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını talep etmiştir.
Davalı ... ... Pazarlama ve Satış A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı itirazları olduğunu, davacının garanti süresinin uzatıldığına ilişkin iddialarına karşılık ise Garanti Extra, bir sigorta şirketi tarafından satılan poliçe çerçevesinde faydalanılan Makina Kırılması Sigortası olduğunu, bu poliçenin müvekkil şirket tarafından verilen ek garanti olarak kabul edilemeyeceğini, 3 yıllık garanti süresine ilave olarak bir sigorta şirketi tarafından sağlanan garantinin, aracın garanti süresini 5 yıla uzatmayacağının açık olduğunu, araçlarda, triger zincirinin kopmasının sebebinin, kullanıma bağlı bindirme, yığdırma ve yanlış vites seçimi yapmak suretiyle aracın aşırı zorlanması olduğunu, servis geçmişi incelendiğinde ise davacının belirtilen bakım aralıklarına uymadığını, dava konusu araçta üretimden kaynaklı bir arıza veya ayıp bulunmaması nedeniyle davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının davalıdan satın aldığı araçta gizli ayıp olup olmadığı, aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine ilişkin koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği, davacının maddi zararının bulunup bulunmadığı konularında toplanmaktadır.
Dosyaya sunulan 04/04/2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle ve sonuç olarak, her iki davalı tarafından da her ne kadar 10.000 KM de bir yetkili servis zorunluluğu olduğu, davacının araç bakımını geç yaptırdığı iddia edilmiş ise de, günümüz motor teknolojisinde her 10.000 km de bir bakım yapılmasının oldukça dar ve emniyetli periyotlarda olmakla beraber, periyodik bakımlardaki eksiklik ve gecikmelerin, aracın yapı ve kilometresi de gözönünde bulundurulduğunda, motor yağlama yağı ve ilgili motor iç aksam hareketli parçalarını etkileyeceğinin aşikar olduğunu, ancak davaya konu araçta meydana gelen triger zinciri kopma arızasının periyodik bakımlardaki gecikme ile doğrudan ilişkisi olmadığını, birkaç bin kilometrelik gecikmenin triger zincirindeki kopmayla hiçbir ilgisi olmadığını, davacının triger zincirine müdahalesinin mümkün olmadığını ve kullanım ve bakımlada ilişkilendirilemeyeceğini, davaya konu araçtaki triger kopması ve de buna bağlı olarak motorda meydana gelen subap, piston gibi parçaların değişmesine ve yarım motor değişimine neden olacak nitelikte arızanın tüketici kaynaklı meydana gelmesinin mümkün olmadığını, ancak üretim ve imalat kaynaklı olarak açığa çıkabileceğini, dolayısıyla dava konusu aracın ayıplı mal olarak değerlendirilmesi gerektiği şeklinde kanaat bildirmişlerdir.
Dosyaya sunulan bilirkişi heyet raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmıştır.
6502 sayılı yasanın 11/1-ç maddesine göre malın ayıplı olduğunun anlaşılması durumunda tüketicinin imkân varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme seçimlik hakkı bulunmaktadır. Aynı maddenin 2. fıkrasında “ Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi hakları üretici veya ithalatçıya karşı da kullanılabilir. Bu fıkradaki hakların yerine getirilmesi konusunda satıcı, üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur. Üretici veya ithalatçı, malın kendisi tarafından piyasaya sürülmesinden sonra ayıbın doğduğunu ispat ettiği takdirde sorumlu tutulmaz “ hükmü yer almaktadır.
Garanti Belgesi Yönetmeliğinin 9/(1) maddesinde “Tüketicinin, ücretsiz onarım hakkını kullanması halinde malın;
a)Garanti süresi içinde tekrar arızalanması,
b)Tamiri için gereken azami sürenin aşılması,
c)Tamirinin mümkün olmadığının, yetkili servis istasyonu, satıcı, üretici veya ithalatçı tarafından bir raporla belirlenmesi, durumlarında; tüketici malın bedel iadesini, ayıp oranında bedel indirimini veya imkan varsa malın ayıpsız misli ile değiştirilmesini satıcıdan talep edebilir. Satıcı, tüketicinin talebini reddedemez. Bu talebin yerine getirilmemesi durumunda satıcı, üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur." şeklinde düzenleme vardır.
Yargıtay HGK Kararı E.2009/4-441 K.2009/444 T.21.10.2009 tarihli kararı: " 12140 km’de seyir halindeyken aniden alternatör kayışı kopmuş, akabinde triger kayışı sıyrılmış, motorda ağır hasar oluşmuş; yapılan tamirlerde motorun birçok parçası değişmiş, böylece araç orijinal halini kaybetmiştir. Triger kayışı sıyrılmasına bağlı ağır motor hasarı; birçok parça değiştiği için araç orijinalliğini kaybetmiş; değer kaybı oluşmuş; ayrıca davacının araca güveni sarsılmış; misliyle değiştirilme talebi yerine getirilmeli; davacı değer kaybına ilişkin zararı karşılanarak da olsa bu aracı kullanmaya zorlanamaz." şeklinde hüküm tesis ettiği anlaşılmıştır.
Taraflar arasında dava konusu aracın davalılar tarafından davacıya satılmadığı yahut satış bedelinin 72.123,29 TL olmadığı konusunda ihtilaf bulunmamaktadır.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacının, Toyota Verso 1.6 D-4D Comfort Extra marka aracı -0- km olarak ve 34 TR 2769 plaka takılarak 20.05.2014 ve 23.05.2014 tarihli faturalar ile davalılardan satın alındığı, dava konusu araç için ekstra para ödenerek davalıların tanıdığı "extra garantisi" ile 23.05.2019 tarihine kadar garanti ettirildiği, aracın 31.08.2017 tarihinde otoyolda seyir halindeyken tehlikeli bir şekilde aniden stop ettiği, aracın çekici yardımıyla davalılara ait yetkili servise çekildiği, servisin yaptığı inceleme sonucunda; aracın triger zincirinin koptuğu ve triger zincirinin kopması sonucu motorun iç haznesinde ağır hasar oluştuğu aracın onarımı için triger zinciri ve gergi elemanlarının yanı sıra silindirler içindeki 8 piston ve 8 sübabın tamamı dahil olmak üzere çok sayıda parçanın değişmesi gerektiğinin davacıya bildirildiği ancak davacının bu hasarların onarılması için davalı servise yetki vermediği bunun üzerine davalı tarafından davacıya ihtarname gönderildiği ve söz konusu aracan servisten alınmasının istendiği, bunun üzerine davacı tarafından dava konusu aracın servisten çekici marifetiyle alındığı, davalıların dava konusu olaya ilişkin olarak üstlerine düşen edimleri yerine getirmemeleri üzerine davacı tarafından davalılara ihtarname gönderildiği, ancak davalıların üstlerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemeleri nedeniyle işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Görüldüğü üzere dava konusu aracın seyir halindeyken stop yaptığı ve araç servise götürüldüğünde triger zincirinin koptuğu ve buna bağlı olarak çok sayıda parçanın hasarlandığı anlaşılmaktadır. Davacı araçtaki hasarlara ilişkin olarak davalılara mail ile bilgi vermiş ise de herhangi bir cevap alamaması üzerine, Beyoğlu 35.Noterliğinin 04.10.2017 tarih ve 26351 yevmiye numaralı ihtarname ile davalılara 34 TR 2769 plaka sayılı ayıplı aracın ayıpsız misli ile değişimi ve masraflarının 3 gün içinde ödenmesi talebi bildirilmiş olup, süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulmuştur. Somut olayda, 23/05/2014 tarihinde satın alınan araçta ortaya çıkan arızaların gizli ayıp olduğu, kullanım hatasından kaynaklanmadığı, imalat hatasına dayalı olduğu bilirkişi raporu ile sabit olmuştur. Davalı aksini ispat edemediği gibi bahsedilen arızaların hile teşkil ettiği kuşkusuzdur. Böylece davacının araçtan beklediği faydayı elde edemediği ve edemeyeceği anlaşılmıştır. Araçtaki arızanın giderilemediği de sabit olduğundan 6502 sayılı yasanın 11. maddesinde yer alan seçimlik hakların kullanılabileceği davacının da aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesini talep edebileceği kanaatine varılmıştır.
Öte yandan dava konusu araçta meydana gelen arızaların gizli ayıp kapsamında satıcı kusurundan kaynaklandığı bilirkişi raporu ile belirlenmiş olup, davacı tarafından 28/09/2017 tarihli Bauhaus İnş. Mal.ve Ev. Ger. Ltd. Şti'den aracın davalı servisten alınması için satın alınan kutu vb.şeyler için toplam 392,15 TL ve 30/09/2017 tarihli Arzum Otom. İnş.ve Türz. Ltd. Şti. O.D adına çekici bedeli toplamı 295,00 TL'lik tutardan davalıların sorumlu olacağı ve bu tutarın davalılardan tahsili gerekir. Ayrıca aracın arıza nedeniyle hareket edemez durumda olması nedeniyle davacının araçsız kaldığı sürede kiraladığı araç bedeli olan 30/10/2017 tarihli Bay Jett araç kiralama bedeli toplamı olan 3.823,20 TL kiralama bedelini davalılardan istemesi yerindedir.
Açıklanan tüm bu nedenlerle, Yargıtay kararları ve bilirkişi raporu ışığında davanın kabulü yönünde aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın Kabulü ile; dava konusu 34 .. .... plakalı, 2014 Model, NMTDM26R90R004793 Şase nolu, ... marka, .... 1.6 D-4D Comfort Extra Tip otomobilin davalılar tarafından ayıpsız misli ile DEĞİŞİMİNE, birlikte ifa kuralı gereği İİK 24. maddesinin infaz aşamasında uygulanmasına,
2-Davacı tarafından yapılan masraflar toplamı olan 687,15 TL'nin 04/10/2017 ihtarname tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,
3-Araç kiralama bedeli toplamı olan 3.823,20 TL'nin, 04/10/2017 ihtarname tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,
4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 5.234,85 TL nispi karar harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye irat kaydına,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibarı ile yürürlükte olan A.A.Ü.T uyarınca hesap edilen ... vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,
6-Davacı tarafından yapılan (tebligat, müzekkere, bilirkişi vs.) toplam 1.567,00 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
7-Artan avansın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, hükmün tebliğinden itibaren iki hafta içinde İstinaf yolu açık olmak üzere, karar verildi. 28/01/2020
Katip 222597 Hakim 219367
✍e-imzalı ✍e-imzalı
YARGITAY HGK İÇTİHATI
Triger kayışı sıyrılmasına bağlı ağır motor hasarı; birçok parça değiştiği için araç orijinalliğini kaybetmiş; değer kaybı oluşmuş; ayrıca davacının araca güveni sarsılmış; misliyle değiştirilme talebi yerine getirilmeli; davacı değer kaybına ilişkin zararı karşılanarak da olsa bu aracı kullanmaya zorlanamaz
Yargıtay HGK Kararı E.2009/4-441 K.2009/444 T.21.10.2009
İlgili Alt Mahkeme kararı:
Istanbul 2. Tüketici Mahkemesi E. 2009/150 K. 2009/26 T.13.05.2009
ÖZÜ : Yapılan onarımlar sonucu arızaların giderilmiş olduğu; ancak bu arızaların giderilmesi amacıyla aracın birçok parçası değiştirilip, böylece aracın orijinal halini kaybettiği gibi, tüketicinin araca duyduğu güvenin sarsılması nedeniyle araçtan beklediği yararı sağlayamadığı, davacı tarafça değişiklik talebi iletilmesine karşın, davalı yanın bu istemi yerine getirmediği, tüketicinin bu şekilde aracı değer düşüklüğüne ilişkin zararı giderilerek de olsa kullanmaya zorlanamayacağı, belirgindir. Bu sebeplerle, aracın yenisi ile değiştirilmesini isteme koşulları gerçekleşmiştir.
DAVA ve KARAR : Taraflar arasındaki “Ayıplı malın iadesi” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul 2. Tüketici Mahkemesi’nce davanın kabulüne dair verilen 16.02.2007 gün ve 2006/258 – 2007/71 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 19.09.2008 gün ve 2007/15207-2008/10651 sayılı ilamı ile;
( … 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince; dava, ayıplı malın iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, 06.09.2005 tarihinde satın aldığı M. 1.5 DC tipi 2006 model aracı kullanmaya başladıktan kısa süre sonra motor yağ keçesinin değiştiğini, aracın tavanında boyanın çatladığını, ayrıca daha sonra araç 12.140 km’de şehirlerarası yolda giderken aniden alternatör kayışının kopması ve akabinde triğer kayışına atlaması sonucu onun da sıyrılması ile motorun arızalandığını, yapılan tamir sonucu motorun indiğini, bir çok parçasının değiştiğini, boyada deformasyon oluştuğunu bu nedenle de aracın değerinde büyük oranda azalma meydana geldiğini beyan ederek 1 yıl içinde meydana gelen bu arızalar nedeni ile aracın yenisi ile değişimi isteminde bulunmuştur.
Davalı ise; aynı arızanın ikiden fazla, farklı arızaların da bir yıl içinde dörtten ve garanti süresi boyunca altıdan fazla tekrarı olmadığını, şikayetlerin giderildiğini, 5 günde yapılan tamir sonrası onarımların orjinaline uygun yapıldığını ve araç değişimi şartlarının oluşmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporunda yer alan “Tamir olmuş aracın bu durumu; davacı tarafından kullanılıp yararlanması olanağını önemli ölçüde azaltacak ve süreklilik gösterecek nitelikte olmamakla birlikte söz konusu hususların vaat edilen veya standartlarında tespit edilen nitelik ve niceliğine aykırılık olarak, aracın değerini önemli ölçüde azaltan bir eksiklik şeklinde nitelendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.” şeklindeki görüş, yanlış değerlendirilerek malın iadesi için gerekli koşulların gerçekleştiği biçiminde yorumlanmış ve davanın kabulüne karar verilmiş ise de; davalı tarafından ücretsiz tamir edilen araca ilişkin giderilen arızaların Garanti Belgesi Yönetmeliği’nin 14. maddesinde yer alan sayıda tekrarlanması şartının oluşmaması nedeni ile aracın iadesi doğrultusunda verilen karar doğru görülmemiştir. Ancak, tamir sonrası aracın yeni durumu nedeni ile oluşan değer farkına hükmedilmesi gerekli ve olanaklıdır. Mahkemece bahsedilen değer farkına ilişkin olarak karar verilmesi gerekirken şartları oluşmadığı halde aracın iadesine yönelik olarak verilen kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir… ),
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, ayıplı malın yenisi ile değiştirilmesi istemine ilişkindir.
Yerel mahkeme kararı özel dairece yukarıda yazılı gerekçeyle bozulmuş; mahkemece, “davacıya satılan aracın gizli ayıplı olduğu ve davacının 4077 Sayılı Kanun’un 4. maddesinden kaynaklanan hakkını ayıplı aracın değiştirilmesi yönünde kullandığı” gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; dava konusu araçta meydana gelen ve üretimden kaynaklandığı belirlenen arızalar nedeniyle malın yenisi ile değiştirilmesi koşullarının oluşup oluşmadığı; oluşmamış ise tamir sonrası aracın yeni durumu nedeni ile oluşan değer farkına hükmedilip hükmedilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Dava konusu M. 1.5 DC tipi 2006 model aracın davacı tarafından yetkili satıcı A. Motorlu Araçlar Sanayi ve Ticaret A.Ş’nden 05.09.2005 tarihinde satın alındığı ve 06.09.2005 tarihinde davacı adına tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Yargılama sırasında, dosyada mevcut servis dokümanları ve araç üzerinde inceleme sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda, aracın 03.08.2006 tarihinde ve 12.140 km’de iken triger kayışının atlaması ya da sıyırması sonucu hasarlanan motorunun tamir gördüğü, yapılan onarımda, triğer kayışının atlama ya da kayma yapması sonucu motorun zaman parametreleri şaştığından meydana gelmesi beklenen parçalardan başta emme ve egzoz supap takımı olmak üzere değiştirilen tüm parçaların hasarla ilgili olduğu sonucuna varıldığı; erken dönemde meydana gelen ve motorda önemli bir onarıma neden olan arızanın aracın kullanım süresi, kat ettiği yol da dikkate alındığında komponent bazındaki bir imalat hatasından kaynaklandığı, kullanımla ilgisinin bulunmadığı; aracın dış cephe boyasında bilhassa vernik tabakası altında boya kusuru bulunduğu, boyalı yüzeydeki lokal bozuklukların kullanımdan kaynaklanmayan, üretim aşamasında oluşan birtakım olumsuzluklara bağlı ve zamanla ortaya çıkan bir husus olduğu; dava konusu araçta meydana gelmiş ve onarılmış olan motor arızası ile boya kusurunun malın davacı tarafından kullanılıp yararlanılması olanağını önemli ölçüde azaltacak ve süreklilik arz edecek nitelikte olmamakla birlikte, söz konusu hususların vaat edilen veya standardında tespit edilen nitelik veya niceliğine aykırılık olarak aracın mekanik ve karoseri aksamından beklenen fonksiyonlar bakımından belirli ölçüde değerini azaltan maddi ve ekonomik bir eksiklik olarak nitelendirilmesi gerektiği, belirtilmiştir.
Diğer taraftan, davacı tarafından davalıya gönderilen 10.08.2006 tarihli ihtarla, aracın 10.000 km dolmadan yağ kesesinin değiştiği, akabinde tavanda boya kusurlarının fark edildiği, daha sonra triğer kayışı nedeniyle motorun hasarlandığı ifade edilerek, “olağan dışı bu hatalar nedeniyle aracın yenisiyle değiştirilmesi” istenmiştir.
Maddi olguya ve toplanan delillere ilişkin olarak buraya kadar yapılan açıklamalara göre; 05.09.2005 tarihli faturayla sıfır kilometre araç niteliğiyle davacıya satılıp, 06.09.2005 tarihinde davacı adına tescil edilen dava konusu aracın yağ keçesinin değiştiği, 03.08.2006 tarihinde alternatör kayışı kopması sonucu triğer kayışının arasına girerek atlatma yaptırması ve buna bağlı olarak motor hasarlanması nedeniyle servise çekildiği, hasarla ilgili başta emme ve egzoz takımı olmak üzere birçok parçanın değiştirildiği ve onarım yapıldığı, aracın dış cephesinde boya kusuru bulunduğu, bilirkişi raporunda bu durumun üretim hatası olarak nitelendirildiği sabittir.
Uyuşmazlığın, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında bulunduğu da çekişmesizdir.
Bu noktada, konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar görülmüştür:
4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 4822 Sayılı Kanunla değişik “Ayıplı Mal” başlıklı 4. maddesi;
“Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda ya da reklam ve ilânlarında yer alan veya satıcı tarafından bildirilen veya standardında veya teknik düzenlemesinde tespit edilen nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan ya da tahsis veya kullanım amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar, ayıplı mal olarak kabul edilir.
Tüketici, malın teslimi tarihinden itibaren otuz gün içerisinde ayıbı satıcıya bildirmekle yükümlüdür. Tüketici bu durumda, bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Tüketici bu seçimlik haklarından biri ile birlikte ayıplı malın neden olduğu ölüm ve/veya yaralanmaya yol açan ve/veya kullanımdaki diğer mallarda zarara neden olan hallerde imalatçı-üreticiden tazminat isteme hakkına da sahiptir.
İmalatçı-üretici, satıcı, bayi, acente, ithalatçı …ayıplı maldan ve tüketicinin bu maddede yer alan seçimlik haklarından dolayı müteselsilen sorumludur. Ayıplı malın neden olduğu zarardan dolayı birden fazla kimse sorumlu olduğu takdirde bunlar müteselsilen sorumludurlar. Satılan malın ayıplı olduğunun bilinmemesi bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
Bu madde ile ayıba karşı sorumlu tutulanlar, ayıba karşı daha uzun bir süre ile sorumluluk üstlenmemişlerse, ayıplı maldan sorumluluk, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile malın tüketiciye teslimi tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Ayıplı malın neden olduğu her türlü zararlardan dolayı yapılacak talepler ise üç yıllık zamanaşımına tabidir. Bu talepler zarara sebep olan malın piyasaya sürüldüğü günden başlayarak on yıl sonra ortadan kalkar. Ancak, satılan malın ayıbı, tüketiciden satıcının ağır kusuru veya hile ile gizlenmişse zamanaşımı süresinden yararlanılamaz” hükmünü taşımaktadır.
Aynı kanunun 4822 Sayılı Kanunla değişik “Garanti Belgesi” başlıklı 13. maddesi;
“İmalatçı veya ithalatçılar ithal ettikleri veya ürettikleri sanayi malları için Bakanlıkça onaylı garanti belgesi düzenlemek zorundadır. Mala ilişkin faturanın tarih ve sayısını içeren garanti belgesinin tekemmül ettirilerek tüketiciye verilmesi sorumluluğu satıcı, bayi veya acenteye aittir. Garanti süresi malın teslim tarihinden itibaren başlar ve asgari iki yıldır. Ancak, özelliği nedeniyle bazı malların garanti şartları, Bakanlıkça başka bir ölçü birimi ile belirlenebilir.
Satıcı; garanti belgesi kapsamındaki malların, garanti süresi içerisinde arızalanması halinde malı işçilik masrafı, değiştirilen parça bedeli ya da başka herhangi bir ad altında hiçbir ücret talep etmeksizin tamir ile yükümlüdür.
Tüketici onarım hakkını kullanmışsa, garanti süresi içerisinde sık arızalanması nedeniyle maldan yararlanamamanın süreklilik arz etmesi veya tamiri için gereken azami sürenin aşılması veya tamirinin mümkün bulunmadığının anlaşılması hallerinde, 4’üncü maddede yer alan diğer seçimlik haklarını kullanabilir. Satıcı bu talebi reddedemez. Tüketicinin bu talebinin yerine getirilmemesi durumunda satıcı, bayi, acente, imalatçı-üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur…” şeklindedir.
Diğer taraftan, 14.06.2003 gün ve 25138 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Garanti Belgesi Uygulama Esaslarına Dair Yönetmeliğin 14/a maddesinde;
“Tüketicinin onarım hakkını kullanmasına rağmen malın; …Tüketiciye teslim edildiği tarihten itibaren, belirlenen garanti süresi içinde kalmak kaydıyla, bir yıl içerisinde; aynı arızanın ikiden fazla tekrarlanması veya farklı arızaların dörtten fazla meydana gelmesi veya belirlenen garanti süresi içerisinde farklı arızaların toplamının altıdan fazla olması unsurlarının yanı sıra, bu arızaların maldan yararlanmamayı sürekli kılması… durumlarında tüketici malın ücretsiz değiştirilmesini, bedel iadesi veya ayıp oranında bedel indirimi talep edebilir.
Satıcı, tüketicinin bu yönetmeliğin 13 ve 14. maddelerinde belirlenen taleplerini reddedemez. Tüketicinin bu taleplerine karşı satıcı, bayii, acente, imalatçı-üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur” düzenlemesi bulunmaktadır.
Görüldüğü üzere; ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda ya da reklam ve ilanlarında yer alan veya satıcı tarafından bildirilen veya standardında veya teknik düzenlemesinde tespit edilen nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan ya da tahsis veya kullanım amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar, ayıplı mal olarak kabul edilir.
Tüketici bu durumda bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir. Satıcı veya onunla birlikte sorumlu olan imalatçı, ihracatçı vs. maddede sayılan sorumlular tüketicinin tercihine konu bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür.
Tüketici onarım hakkını kullanmışsa, garanti süresi içerisinde sık arızalanması nedeniyle maldan yararlanamamanın süreklilik arz etmesi veya tamiri için gereken azami sürenin aşılması veya tamirinin mümkün bulunmadığının anlaşılması hallerinde 4. maddede yer alan diğer seçimlik haklarını kullanabilir. Satıcı bu talebi reddedemez. Tüketicinin bu talebinin yerine getirilmemesi durumunda satıcı, bayii, acente, imalatçı üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur.
Tüketici onarım hakkını kullanmasına karşın, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 13. maddesi ve Garanti Belgesi Uygulama Esaslarına Dair Yönetmeliğin 14. maddesinde belirtilen şartların oluşması halinde, aynı kanunun 4. maddesinde sayılan diğer seçimlik haklarından birini kullanabilecektir.
Şu halde tüketici, doğrudan ücretsiz değiştirme hakkını kullanabilir. Zira burada seçimlik hakkın kullanılmasından sonra değiştirilemeyeceği kuralının yasal bir istisnası söz konusudur.
Öte yandan, sınai mallarında her satıcı yetkili servisleri eliyle satış sonrası hizmet vermek zorundadır. Yetkili servise yapılan başvuru tarihinden itibaren yapılan yapılmayan işlemler satıcının ve onunla birlikte sorumluluğu olanların sorumluluğundadır.
Tüketicinin dava açana kadar hatta dava açtıktan sonra aracı kullanması satıcıyı ve onunla birlikte sorumlu olanları yasal sorumluluktan kurtarmaz.
Tüketici sözleşmeyi ayakta tutarak malın yenisi ile değiştirilmesini istediğine göre malın yenisi gelene kadar elindekini iade yükümlülüğünde de değildir.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde:
Somut olayda; “0 km”de alınan aracın tüketiciye tesliminden sonra, servis ışığı yanıp yağ oranı düşük uyarısı vermesi nedeniyle motor yağ keçesinin değiştirildiği, aracın dış cephe boyasında özellikle vernik tabakası altında boya kusuru bulunduğu, aracın alternatör kayışının koptuğu, triger kayışı arasına girerek supapların eğildiği ve motorun arızalandığı, buna bağlı olarak emme ve egzoz supap takımı olmak üzere birçok parçanın tamamen değiştirildiği; yapılan onarımlar sonucu arızaların giderilmiş olduğu; ancak bu arızaların giderilmesi amacıyla aracın birçok parçası değiştirilip, böylece aracın orijinal halini kaybettiği gibi, tüketicinin araca duyduğu güvenin sarsılması nedeniyle araçtan beklediği yararı sağlayamadığı, davacı tarafça değişiklik talebi iletilmesine karşın, davalı yanın bu istemi yerine getirmediği, tüketicinin bu şekilde aracı değer düşüklüğüne ilişkin zararı giderilerek de olsa kullanmaya zorlanamayacağı, belirgindir.
Açıklanan tüm bu olgu ve yasal düzenlemeler, tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, dosyadaki tutanak ve kanıtlar karşısında; eldeki dava yönünden, aracın yenisi ile değiştirilmesini isteme koşulları gerçekleşmiştir.
Yerel mahkemenin, aynı hususlara dayalı direnme kararı usul ve yasaya uygun olup, onanmalıdır.
SONUÇ : Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı (1.815) Lira bakiye temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 21.10.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.