İŞÇİNİN (ÇALIŞANIN) TAZMİNATA HAK KAZANMA ŞARTLARI

İŞ AKDİ HAKSIZ OLARAK SONA ERDİRİLEN İŞÇİNİN HAKLARI NELERDİR?

İş akdi işveren tarafından haksız olarak sona erdirilen işçinin hakları nelerdir? Nereye başvurmalı ve nasıl bir yol izlemelidir?

İş sözleşmesi işveren tarafından sona erdirilen işçi, işsizliğin ve gelecek kaygısının yarattığı psikolojik baskı ve moral bozukluğu nedeniyle çoğu zaman ne yapacağını bilememektedir.

İşveren ise işyerinin ve iş ilişkisinin güçlü tarafı olması nedeniyle, fesih sürecinde işçiye göre daha deneyimli ve hazırlıklı olabilmektedir.

Özellikle kötü niyetli uygulamalarda, işçinin kıdem ve ihbar tazminatı ile diğer işçilik alacaklarını alamaması veya işe iade hakkını kullanamaması amacıyla çeşitli yöntemlere başvurulabilmektedir.

Bunların başında, işveren tarafından işten çıkarılan işçiye “istifa dilekçesi” imzalatılması veya işçinin kendi isteğiyle işten ayrıldığı izlenimini verecek belgeler düzenlenmesi gelmektedir.

İşveren, bu şekilde iş sözleşmesinin işçi tarafından sona erdirildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ödeme yükümlülüğünden kurtulmaya çalışabilmektedir.

Bu nedenle işçi, gerçekte istifa etmediği halde istifa dilekçesi imzalamamalıdır.

İşçinin iş sözleşmesini kendisinin sona erdirmesini gerektiren haklı bir nedeni varsa, bu nedenlerin açık ve somut biçimde ortaya konulması gerekir. Özellikle ücretlerin ödenmemesi veya gerçek ücretin SGK'ya eksik bildirilmesi gibi durumlarda, işçinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24. maddesi kapsamında haklı nedenle fesih hakkının bulunup bulunmadığı somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir.

Bu nedenle işçi, iş sözleşmesini sona erdirmeden önce mümkünse bir hukukçudan profesyonel destek almalı ve fesih bildiriminin hangi şekilde yapılması gerektiğini öğrenmelidir.

Bkz. İşçinin Tazminata Hak Kazanarak Derhal Fesih Hakkına İlişkin Makalemiz.

KIDEM TAZMİNATI HER İSTİFADA ÖDENMEZ

İşçilerin önemli bir bölümünün yanlış bildiği hususlardan biri de kıdem tazminatının her durumda ödeneceği düşüncesidir.

Oysa işçi, herhangi bir haklı neden bulunmaksızın kendi isteğiyle işten ayrıldığında, kural olarak kıdem tazminatına hak kazanamaz.

Örneğin işçinin başka bir işyerinde çalışmak istemesi, şehir değiştirmesi veya kişisel nedenlerle işten ayrılması, tek başına kıdem tazminatına hak kazandırmaz.

Buna karşılık, işveren tarafından yapılan fesih, işçinin kıdem tazminatına hak kazanabileceği koşulları taşıyorsa işçi kıdem tazminatı ile birlikte, şartları mevcutsa ihbar tazminatına da hak kazanabilir.

Bunun yanında işçinin bazı özel nedenlerle iş sözleşmesini kendisinin sona erdirmesi halinde de kıdem tazminatına hak kazanması mümkündür.

Bunlar arasında, somut olayın şartlarına göre;

  • İşçinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24. maddesi kapsamında haklı nedenle fesih yapması,

  • Muvazzaf askerlik nedeniyle işten ayrılması,

  • Kadın işçinin evlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde kendi isteğiyle işten ayrılması,

  • Emeklilik veya yaşlılık aylığına hak kazanılması nedeniyle işten ayrılma,

  • Emeklilik için gerekli sigortalılık süresi ve prim gün sayısını tamamlayan işçinin, ilgili yasal şartlar çerçevesinde işten ayrılması,

gibi haller bulunmaktadır.

Ölüm halinde ise kıdem tazminatının hak sahibi işçinin mirasçılarına ödenmesi söz konusu olabilir.

İşçinin ücretinin ödenmemesi, fazla çalışma ücretlerinin ödenmemesi, hafta tatili veya ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin ödenmemesi ya da gerçek ücretin SGK'ya eksik bildirilmesi gibi durumların haklı fesih oluşturup oluşturmadığı ise somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmelidir.

Bu nedenle işçi, işyerinden ayrılırken bütün haklarını hesaplatmadan ve hukuki durumunu öğrenmeden herhangi bir belgeyi imzalamamalıdır.

Aksi halde yıllarca emek vererek kazandığı kıdem tazminatı ve diğer işçilik alacaklarını talep etmekte ciddi güçlüklerle karşılaşabilir.

Daha da önemlisi, şartları oluşmuşsa kullanabileceği işe iade hakkını ve buna bağlı haklarını da kaybedebilir.

KIDEM VE İHBAR TAZMİNATININ HANGİ ÜCRET ÜZERİNDEN HESAPLANACAĞI

İşverenlerin uygulamada başvurduğu yöntemlerden biri de işçinin gerçek ücretini dikkate almadan, kıdem ve ihbar tazminatını yalnızca asgari ücret üzerinden hesaplamaktır.

Oysa kıdem ve ihbar tazminatının hesabında, işçinin gerçek ücretinin belirlenmesi büyük önem taşımaktadır.

Özellikle elden ödeme yapılan, ücretin bir bölümünün bordroda gösterilmediği veya prim ve sosyal yardımların bulunduğu işyerlerinde işçinin gerçek ücretinin belirlenmesi gerekir.

Kıdem tazminatı bakımından esas alınacak ücret, yalnızca işçiye çıplak olarak ödenen ücret olmayıp, kanunda belirtilen koşullar çerçevesinde para ve para ile ölçülmesi mümkün menfaatlerin de dikkate alınmasını gerektirebilir.

Bu nedenle;

  • düzenli yemek yardımı,

  • yol yardımı,

  • düzenli primler,

  • özel sağlık sigortası,

  • hayat sigortası kapsamında işveren tarafından sağlanan ve ücret niteliğinde değerlendirilebilecek menfaatler,

  • süreklilik arz eden ve para ile ölçülebilen diğer menfaatler

somut olayın özelliklerine göre giydirilmiş ücret hesabında dikkate alınabilir.

Ancak her prim veya her sosyal yardımın otomatik olarak tazminata esas ücrete dahil edileceği söylenemez. Ödemenin sürekliliği, niteliği, iş sözleşmesi veya işyeri uygulaması ve ödeme koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.

Özellikle satış rakamları veya başka ölçütlere göre miktarı değişen primlerin, düzenli ve süreklilik arz edip etmediği de araştırılmalıdır.

Bu konuda Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin yerleşik uygulamasında, düzenli olarak sağlanan ve para ile ölçülebilen menfaatlerin tazminata esas ücret bakımından değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir.

İŞE İADE DAVASINDAN SONRA ÜCRETİN BELİRLENMESİ

İşçinin iş sözleşmesinin geçersiz nedenle feshedildiğine karar verilmesi ve işe iade kararının kesinleşmesi halinde işçinin ayrıca kanunda öngörülen süre içerisinde işverene başvurarak işe başlatılmayı talep etmesi gerekir.

İşveren, işçinin başvurusuna rağmen onu işe başlatmazsa, işçinin kıdem ve ihbar tazminatının hesabında hangi tarihin esas alınacağı ve hangi ücretin dikkate alınacağı ayrıca önem kazanır.

Yargıtay'ın yerleşik uygulamasında, işe iade kararından sonra işverenin işçiyi işe başlatmaması halinde, feshe bağlı bazı hakların hesabında işverenin işe başlatmama tarihindeki ücret ve işçinin bu tarihe kadar hak kazandığı ücret artışlarının dikkate alınması gerektiği kabul edilmektedir.

Dolayısıyla işe iade davasının açıldığı tarihteki ücret ile işverenin işçiyi işe başlatmadığı tarihteki ücret aynı olmayabilir.

Bu nedenle işe iade kararı sonrasında yapılacak kıdem ve ihbar tazminatı hesaplarında, işyerinde bu süre içerisinde yapılan ücret artışlarının ve işçinin yararlanması gereken diğer ücret unsurlarının ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

“ASGARİ ÜCRET ÜZERİNDEN ÖDEME YAPILDI” BELGESİ İMZALANIRSA

İşveren tarafından kıdem veya diğer işçilik alacaklarının yalnızca bir kısmı ödenmiş olabilir.

İşçinin, aldığı miktarın tamamının kendisine yapılan nihai ödeme olmadığını açıkça belirterek belgeyi imzalaması, ileride bakiye alacakların talep edilmesi bakımından önem taşıyabilir.

Örneğin işçi, kendisine ödenen miktarı açıkça belirterek ve belgenin yalnızca yapılan ödemeyi gösterdiğini ifade ederek imza atabilir.

Belgenin yanına;

“Sadece makbuz içindir. ... TL aldım. Bakiye kıdem, ihbar ve diğer işçilik alacaklarım saklıdır.”

şeklinde bir şerh düşülmesi, işçinin iradesinin ve ödemenin niteliğinin ortaya konulması bakımından yararlı olabilir.

Ancak burada önemli bir husus bulunmaktadır:

İşçinin imzaladığı her belge geçersiz, işçinin imzaladığı her belge de kesin olarak geçerli değildir.

Belgenin başlığı, içeriği, düzenlenme tarihi, ödeme miktarı, ödeme yöntemi, hangi alacağa ilişkin olduğu, işçinin iradesi ve ibranameye ilişkin yasal şartların bulunup bulunmadığı birlikte değerlendirilmelidir.

Özellikle işçinin işverenden alacaklarının tamamını ibra ettiğini belirten belgeler bakımından Türk Borçlar Kanunu'nun 420. maddesindeki şartların ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Bu nedenle işçi, işten ayrılırken kendisine imzalatılmak istenen ibraname, feragatname, sulh belgesi veya benzeri belgeleri hukuki durumunu öğrenmeden imzalamamalıdır.

İŞÇİ HAKLARINI NASIL KORUMALIDIR?

İşçi, çalıştığı süre içerisinde gerçek ücretini ve çalışma koşullarını gösteren bütün belgeleri mümkün olduğunca muhafaza etmelidir.

Bunlar arasında;

  • iş sözleşmesi,

  • ücret bordroları,

  • banka hesap kayıtları,

  • ücret ödemelerine ilişkin belgeler,

  • SGK kayıtları,

  • işe giriş ve işten ayrılış bildirgeleri,

  • fazla çalışma kayıtları,

  • vardiya çizelgeleri,

  • puantaj kayıtları,

  • izin belgeleri,

  • işverenle yapılan yazışmalar,

  • e-posta ve mesajlaşmalar,

  • prim ödeme kayıtları,

  • işyeri iç yazışmaları

bulunabilir.

İşçinin gerçek ücretinin bordroda gösterilmediğini düşünmesi halinde, gerçek ücretin ispatına yarayabilecek yasal delillerin zamanında toplanması özellikle önemlidir.

İŞÇİNİN HANGİ ALACAKLARI BULUNABİLİR?

İş sözleşmesi sona erdirilen işçinin, somut olayın şartlarına göre yalnızca kıdem ve ihbar tazminatı değil, başka işçilik alacakları da bulunabilir.

Bunlar arasında;

  • kıdem tazminatı,

  • ihbar tazminatı,

  • kullanılmayan yıllık izin ücretleri,

  • ödenmemiş ücretler,

  • fazla çalışma ücretleri,

  • hafta tatili ücretleri,

  • ulusal bayram ve genel tatil ücretleri,

  • sözleşmeden veya işyeri uygulamasından doğan prim ve diğer ücret alacakları

yer alabilir.

Bunun yanında, fesih şekline ve işçinin çalışma koşullarına göre başka taleplerin de gündeme gelmesi mümkündür.

Ancak her işçinin bütün bu alacaklara otomatik olarak hak kazandığı söylenemez. Her bir alacağın doğup doğmadığı, işçinin çalışma süresi, ücret miktarı, fesih nedeni, ödeme kayıtları ve diğer deliller birlikte değerlendirilerek belirlenmelidir.

İŞE İADE HAKKI UNUTULMAMALIDIR

İşveren tarafından iş sözleşmesi feshedilen işçinin yalnızca tazminat alacaklarını düşünmesi doğru değildir.

Şartları mevcutsa işçinin işe iade talebinde bulunma hakkı da bulunabilir.

İşe iade davalarında, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuk sürecine başvurulması gerekmektedir.

İşçinin fesih bildiriminin geçersiz olduğunu düşünmesi halinde, hak kaybına uğramamak için kanunda öngörülen süreleri özellikle dikkate alması gerekir.

Bu nedenle işçi, işten çıkarıldığı tarihten sonra uzun süre beklememeli; mümkün olan en kısa sürede hukuki durumunu inceletmelidir.

SONUÇ

İş sözleşmesinin işveren tarafından sona erdirilmesi, işçinin bütün haklarını kaybettiği anlamına gelmez.

İşçinin;

  • kıdem tazminatına,

  • ihbar tazminatına,

  • kullanılmayan yıllık izin ücretlerine,

  • ödenmeyen ücretlerine,

  • fazla çalışma ücretlerine,

  • hafta tatili ücretlerine,

  • ulusal bayram ve genel tatil ücretlerine

ve somut olayın şartlarına göre diğer işçilik alacaklarına hak kazanması mümkündür.

Bunun yanında fesih geçersiz veya haksız ise, şartları bulunduğu takdirde işe iade hakkı da gündeme gelebilir.

Ancak işçinin haklarını koruyabilmesi için en önemli hususlardan biri, işten ayrılırken veya işten çıkarılırken önüne konulan belgeleri düşünmeden imzalamamasıdır.

Özellikle işçi gerçekte istifa etmediği halde kendisine istifa dilekçesi imzalatılmak isteniyorsa bu belgeyi imzalamamalıdır.

İşçinin haklı nedenle fesih hakkı bulunuyorsa, fesih nedenlerinin açık ve somut biçimde ortaya konulması gerekir.

Aynı şekilde işveren tarafından yapılan fesih sonrasında da işçi, kendisine verilen belgeleri dikkatle incelemeli, gerçek ücretinin ve çalışma süresinin doğru şekilde hesaplanıp hesaplanmadığını kontrol etmeli ve varsa bütün işçilik alacaklarını belirlemelidir.

İşçinin, işyerinden ayrılmadan veya kendisine sunulan belgeleri imzalamadan önce hukuki durumunu bir iş hukuku uzmanına inceletmesi, ileride ortaya çıkabilecek hak kayıplarının önlenmesi bakımından son derece önemlidir.

Unutulmamalıdır ki işçilik alacaklarında hak düşürücü süreler ve zamanaşımı süreleri bakımından her talebin kendi hukuki rejimi bulunmaktadır. Özellikle işe iade bakımından süreler çok kısa olduğundan, işten çıkarılan işçinin haklarını kullanmak için beklememesi gerekir.

İŞ MAHKEMESİ ÖRNEK KARARLARI »

İŞ DAVALARI ÖRNEK BİLİRKİŞİ RAPORLARI »

 

           T.C.

       İSTANBUL

1. İŞ MAHKEMESİ

 

ESAS NO: 2013/341 Esas

KARAR NO: 2015/704

 

TÜRK ULUSU ADINA

YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE  YETKİLİ

İSTANBUL 1.İŞ MAHKEMESİ'NİN KARARIDIR 

 

HAKİM: 

KATİP: 

 

DAVACI: T.A

VEKİLİ: Av. Y.A 

DAVALI: C. Y. T. İNŞAAT VE MOBİLYA SAN. VE TİC. LTD.ŞTİ 

VEKİLİ: Av. 

 

DAVA: Alacak (İşçi İle İşveren İlişkisinden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ: 17/07/2013

KARAR TARİHİ: 11/11/2015

KARAR YAZMA TARİHİ: 17/11/2015

 

Mahkememizde görülmekte bulunan Alacak (İşçi İle İşveren İlişkisinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili 17.7.2013 tarihli dava dilekçesi ile müvekkilinin 17.8.2011-19.6.2013 tarihleri arasında davalı işyerinde grafiker olarak çalıştığını, son ücretinin net 1.800TL olduğunu, 1.200TL’sinin banka hesabına ödendiğini, kalan miktarın ise elden ödendiğini, çalışmasına devam ederken 17.6.2013 tarihinde sigortasının gerçek ücreti üzerinden yatırılmasını, a.g.i.lerinin fazla mesai ücretlerinin ödenmesini, yıllık ve resmi tatil izinlerinin kullandırılmasını işverenden talep ettiğini, bunun üzerine işverenin davacının üzerine yürüyerek darp ettiğini, polis merkezine şikayette bulunulduğunu ve hastaneden darp raporu alındığını, son ay ücretinin ödenmediğini, yıllık izinlerinin kullandırılmadığını, tüm resmi bayramlarda çalışmasına karşılık ücretlerin ödenmediğini, haftanın 5 gününde 08:00-19:00 saatleri arasında çalıştığını, cumartesi günlerinde ise 08:00-14:00 saatleri arasında çalıştığını, puantaj cetvellerinin sunulduğunu, fazla mesai ücretlerinin ödenmediğini, a.g.i. alacağının ödenmediğini, taahhüt edilmesine ve tüm çalışanlara ödenmesine karşın yol ücretinin de çalıştığı süre boyunca ödenmediğini, 20.6.2013 tarihli ihtarname ile alacaklarının ödenmesi talep edilmesine karşın 21.6.2013 tarihli ihtarname ile alacaklara itiraz edilerek ödenmediğini, darp ve hakaret edilerek işten çıkartılması nedeniyle kişilik haklarının zedelendiğini, darp ve cebir nedeniyle acı ve ızdırap çektiğini, manevi tazminat ödenmesi gerektiğini beyanla kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret alacağı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, genel tatil ücreti, a.g.i. alacağı, yol ücreti, manevi tazminat alacağı olmak üzere toplam 10.800TL’nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

  Tüm taraflara duruşma gününü bildirir davetiyeler tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanmış, açık yargılamaya devam olunmuştur.

Davalı vekili 16.4.2014 tarihli cevap dilekçesi ile manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu, manevi tazminat talebi açısından Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunu, davacının son maaşının 1.200TL olduğunu, iş akdinin devamsızlık nedeniyle haklı nedenle feshedildiğini, buna ilişkin olarak 21.6.2013 tarihli ihtarnamenin gönderildiğini, davacı tarafından savunma verilmediğini, işe gelmediği günlere ait 18-19-20.6.2013 tarihli tutanakların düzenlendiğini, fazla mesai ve genel tatil günlerinde çalışmasının bulunmadığını, servis ve yemek hizmeti verildiğini ve yol ücreti alacağının bulunmadığını, agi alacağının bulunmadığını iddia ederek davanın reddinin gerektiğini savunmuştur.

Taraflar  yargılamaya katılarak dava ve cevap dilekçelerini tekrar ettiklerini beyan etmişler, verilen süre içerisinde ayrı ayrı delil listelerini dosya içerisine ibraz etmişlerdir. Mahkememizce tarafların delillerinin toplanılmasına karar verilmiş, davacıya ait tüm kayıtlar dosya içerisine getirtilmiş, yeminli  tanık beyanları alınmıştır.

Kayıt ve belgeler tamamlandıktan sonra dosya rapor tanzimi için bilirkişiye tevdii edilmiş, bilirkişi Mikdat Güler 25/06/2015 .tarihli raporunu dosyaya ibraz etmiştir. Bilirkişi raporunda özetle; davacı, 17.6.2013 tarihinde şirket sahibi ... tarafından darp edildiği iddiasına ilişkin olarak, tespitler kısmında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere darp raporu, ifade tutanakları dosyada mevcut olup, davalı şirket temsilcisi hakkında hakaret ve basit yaralama suçundan kamu davası açıldığını, dinlenen tanıkların beyanlarının ise yaşanan olaylara ilişkin olarak bizzat bilgi sahibi olmadıklarını,  iş akdinin davalı işverenlikçe haklı neden olmaksızın 17.6.2013 tarihinde feshedildiğinin kabul edilmesi halinde ise davacının talep edebileceği işçilik alacaklarını ayrıntılı olarak belirtmiştir.

Bilirkişi raporu taraflara ayrı ayrı tebliğ edilmiştir. Davacı vekili 30/06/2015 tarihli dilekçesi ile, dava dilekçesindeki taleplerini arttırmış, dilekçesini harçlandırmış ve davalı yana tebliğ ettirmiştir. Davalı vekili 10/07/2015 tarihli dilekçesi ile, bilirkişi raporuna ve ıslah dilekçesine karşı beyanlarını dosyaya ibraz etmiştir. Davacı vekili 27/07/2015 tarihli dilekçesiile İstanbul 83. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/379 Esas sayılı dosyasnın gerekçeli karar suretini dosyaya sunmuştur.

11/11/2015 tarihli celseye katılan davacı vekili, ıslah talepli dilekçeleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini, davacının şikayetçi olduğu  İstanbul 83. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/379 Esas sayılı dosyasında işveren sanık 'ın davacıyı darp ettiğinden dolayı 02/07/2015 tarihinde ceza aldığını, bu nedenle manevi tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili ise, tüm yazılı beyanları ile ıslaha karşı yazılı beyanlarını tekrar ettiklerini, açılan ve ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Tüm bu delillerden ve dosya kapsamından da anlaşılacağı üzere; davacıya ait SGK ve işyeri kayıtları, tarafların yazılı beyanları, kurumlar arası yazışmalar, yeminli dinlenen tanık beyanları, bilirkişi incelemesi, bilirkişi raporu karşısında, mahkememizce de bilirkişi raporuna itibar edilerek ve rapor hüküm kurmaya elverişli bulunduğundan, her ne kadar davalı taraf açılan davanın reddini talep etmiş ise de, davacı, 17.6.2013 tarihinde şirket sahibi tarafından darp edildiği iddiasına ilişkin darp raporu, ifade tutanakları dosyada mevcut olup, davalı şirket temsilcisi hakkında hakaret ve basit yaralama suçundan kamu davası açıldığı,  İstanbul 83. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/379 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde, işveren sanık 'ın hüküm yediği ve böylelikle  iş akdinin davalı işverenlikçe haklı neden olmaksızın 17.6.2013 tarihinde feshedildiğinin kabulü gerektiği hususu tüm dosya kapsmı ile de sabit olup, davalı işyerinde fazla mesai yapıldığı, genel tatil günlerinde de çaklışma olduğu hususu da tanık beyanları ile sabit olup, davacının hak etiği işçilik alacaklarının da ödendiği davalı tarafça osmut bir belge ile ispat edilemediğinden,  davacının davalı aleyhine açmış olduğu kıdem tazminatı alacağı, ihbar tazminatı alacağı, ücret alacağı, asgari geçim indirimi alacağı, yol ücreti alacağı, yıllık izin ücreti alacağı, fazla çalışma ücret alacağı, genel tatil ücret alacağı  ile ilgili davasının ispatlanması sebebiyle 25/06/2015 tarihli bilirkişi raporundaki hesap miktarı baz alınarak ve ıslah dilekçesindeki taleplerle bağlı kalınarak kabulüne, davacının davalı aleyhine açmış olduğu manevi tazminat istemli davasının ise, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik  durumları, paranın satın alma gücü, davacının  davalı işveren yetkilisi tarafından darp edildiği ve hakarete uğradığı hususu  İstanbul 83. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/379 Esas sayılı dosyası ile de sabit olup,  olayın ağırlığı gibi özellikleri göz önünde tutularak ve davacı yönünden   empati de kurularak T.B.K.nun 56.maddesi ile Yargıtayın 22.06.1966 gün 7/7 Sayılı Tevhidi İçtihat Kararındaki esaslar dikkate alınarak kabulüne, bu itibarla  8.000,00.-TL. olarak takdir edilen manevi tazminatın  dava  tarihinden itibaren işleyecek yasal  faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş,  aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M       :  Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1- Davacının davalı aleyhine açmış olduğu kıdem tazminatı alacağı, ihbar tazminatı alacağı, ücret alacağı, asgari geçim indirimi alacağı, yol ücreti alacağı, yıllık izin ücreti alacağı, fazla çalışma ücret alacağı, genel tatil ücret alacağı  ile ilgili davasının 25/06/2015 tarihli bilirkişi raporundaki hesap miktarı baz alınarak ve ıslah dilekçesindeki taleplerle bağlı kalınarak kabulüne, bu itibarla;

- 5.134,78.-TL kıdem tazminatı alacağının 17/06/2013 fesih tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

- 3.328,44.-TL ihbar tazminatı alacağının 24/06/2013 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

- 1.020,00.-TL ücret alacağının 24/06/2013 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

- 1.977,38.-TL asgari geçim indirimi alacağının 24/06/2013 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

- 3.232,83.-TL yol ücreti alacağının 24/06/2013 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

- 840,00.-TL yıllık izin ücreti alacağının 24/06/2013 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

- 15.299,86.-TL olarak hesaplanan fazla çalışma ücret alacağından %30 oranında hakkaniyet indirimi yapılarak bulunan 10.709,90.-TL'nin 24/06/2013 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

- Davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine,

- 647,59.-TL genel tatil ücret alacağının 24/06/2013 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

- Miktar itibariyle genel tatil ücret alacağından hakkaniyet indirimi yapılmasına yer olmadığına,

2- Davcının davalı aleyhine açmış olduğu manevi tazmiant istemli davasının kısmen kabulüne, bu itibarla;

- 8.000,00.-TL olarak takdir edilen manevi tazminatın 17/07/2013  dava  tarihinden itibaren işleyecek yasal  faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

- Davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine,

3- 2.383,39.-TL harçtan peşin alınan harcın mahsubu ile bakiye 1.675,00.-TL harcın davalıdan tahsiline,

4- 3.226,91.TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 

5- Manevi tazminat nedeniyle 1.500,00.-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 

6- Manevi tazminat nedeniyle 1.500,00.-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 

7- 1.215,00.-TL yargılama giderinin red ve kabule göre takdiren 1.135,00.-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

8- Tarafların kullanılmayan gider avanslarının kararın kesinleşmesine müteakip ve talep halinde yatıranlara iadesine, 

Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, 5521 sayılı yasanın 8 ile HMK/297/c.maddesi gereğince taraflar yönünden tefhimden itibaren, Yargıtay ilgili dairesinde 8 gün içinde temyizi kabil olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı 11/11/2015

 

Katip 116756                                                Hakim 31394

 

 

TÜRK MİLLETİ ADINA

         T.C.

     İSTANBUL

6. İŞ MAHKEMESİ

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO: 2014/423 Esas

KARAR NO: 2016/339

 

HAKİM: 

KATİP: 

 

DAVACI : Y.E

VEKİLİ: Av. Y.A 

 

DAVALILAR : 1- A.S. VE S. Ü SAN. VE TİC. A.Ş

 2- V.G A. NAK. SAN. VE TİC. A.Ş. 

VEKİLİ: Av. S.T 

 

DAVA: Alacak 

DAVA TARİHİ: 23/05/2014

KARAR TARİHİ: 04/05/2016

GEREKÇELİ KARAR TARİHİ: 10/05/2016

Mahkememizde görülmekte bulunan Alacak davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili 23/05/2014 tarihli dava dilekçesi ve 09/12/2015 tarihli ıslah dilekçesinde özetle;  davacının davalı A. S.Ü şirketine ait  M. C AVM de bulunan işyerinde  28/02/2006 tarihinde  aşçı, temizlik,  çay işleri ile görevli olarak çalışmaya başladığını, 02/05/2014 tarihinde işyeri şubesinin kapatılması nedeniyle iş akdinin sonlandırıldığını, davalı V. Gıda A.Ş şirketin SGK kaydının yapıldığını,  her iki şirket arasında organik bağ bulunduğunu, davacının işten çıkarılması neden ile Beyoğlu 8. Noterliğinin 08/05/2014 tarih ve 8468 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile keşide ederek işçilik alacaklarının ödenmesini istediğini, davalı A. S ve S Ürünleri şirketinin 09/05/2014 tarihinde tebliğ aldığını, davacının davalı  tarafça işten çıkarılmasına rağmen  asılsız iddialarla Beyoğlu 57.noterliği'nin 12/05/2014 tarih ve 10080 yevmiye numaralı ihtarnamesini keşide ederek davacının işe gelmediğini ve bu nedenle iş akdinin feshedileceğini ihtar ettiğini, davalı tarafça davacıya tazminat ödememek adına bu ihtarnamenin düzenlendiğini, ihtarnamede nerede ve nasıl işe devam edeceği belli olmadığını beyanla kıdem tazminatı, ihbar tazminatı  ve diğer işçilik alacaklarından toplam       25.644,77 TL'nin faiz, masraf ve avukatlık ücreti ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili A.S ve S.. Ürünleri Sanayi Tic.A.Ş. adına yazılan cevap dilekçesinde özetle; davacının talep ettiği alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının hangi yıllara ait izin ücretini alamadığını belirtmesi gerektiğini, müvekilinin sigortasız işçi çalıştırmadığını, davacının 45 saat çalıştığını, hiçbir yıllık iznini kullanmamış olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, iş akdinin devamsızlık nedeni ile feshedildiğini beyanla davanın reddini savunmuş, her iki davalı şirket adına bilirkişi raporu ve ıslah dilekçesine karşı yazılı itirazlarda bulunarak davanın reddini savunmuştur.

Dosyada delil olarak; işyeri ve kurum kayıtları, ticaret sicil kayıtları, tanık beyanları, davacının yeminli beyanı, bilirkişi raporu ve taraflarca sunulan belgeler mevcuttur.

Davacının bilirkişi raporunda belirtilen tarihler arasında ve ücretle aralarında organik bağ bulunan davalı şirketler nezdinde davalılara ait  işyerinde çalıştığı, davalı tarafça devamsızlıktan iş akdinin feshedildiği ve davanın reddi savunulmuş ise de; bu hususun usulünce kanıtlanamadığı, davalı işyerinde 7 yıl, 2 ay, 4  gün hizmeti bulunan davacının tazminat hakkından vazgeçecek şekilde davranmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, işçi lehine yorum ilkesi de dikkate alınarak mevcut belgeler ve tanık beyanlarından tazminatlara hak kazanacak şekilde işverenlik tarafından iş akdine son verildiği kanaatine varılarak alacakları yönünden bilirkişiden 09/12/2015 tarihli hesap raporu alınmıştır. Rapor içeriği itibarıyla dosyadaki belgelere usul ve yasaya uygun olup mahkememizce benimsendiğinden belirtilen miktarla sınırlı olarak kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti ve fazla mesai ücreti alacak taleplerinin  kabulüne, fazla mesai ücretinden takdiren %30 oranında indirim yapılmasına, şartları oluşmayan ve usulünce kanıtlanamayan ulusal bayram genel tatil alacağı talebinin reddine karar verilmiştir.

Davacının davalı A. S. ve S. Ürünleri Sanayi Tic. A.Ş'ne Beyoğlu 8.Noterliğinden keşide edilen 08/05/2014 tarih ve 8468 yevmiye nolu ihtarnamenin 09/05/2014 tarihinde tebliğ edilerek  ödeme süresi sonunda gerçekleşen 10/05/2014 temerrüt tarihinden itibaren bu şirket yönünden faiz uygulanmıştır.

HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı gibi;

10.763,08  TL net kıdem tazminatının 02/05/2014 akdin feshi tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faiz oranıyla birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 

2.376,05  TL net ihbar tazminatının davalı A. Sanayi ve Tic.A.Ş yönünden 10/05/2014 temerrüt tarihinden, diğer davalı V. Nak.San. Ve Tic.A.Ş yönünden  2.000,00 TL nin 23/05/2014   dava tarihinden bakiyesinin  09/12/2015 talep tarihinden  itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 

3.608,88  TL net yıllık izin ücretinin davalı A. Sanayi ve Tic.A.Ş yönünden 10/05/2014 temerrüt tarihinden, diğer davalı V. G Nak.San. Ve Tic.A.Ş yönünden  500,00 TL nin  23/05/2014 dava tarihinden bakiyesinin 09/12/2015 talep tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 

6.157,73 TL net fazla mesai ücretinin davalı A. S ve S Ü Sanayi ve Tic.A.Ş yönünden 10/05/2014 temerrüt tarihinden, diğer davalı V.... Nak.San. Ve Tic.A.Ş yönünden  1.000,00 TL nin 23/05/2014 dava tarihinden bakiyesinin 09/12/2015 talep tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 

Yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca takdir olunan 2.748,68 TL avukatlık ücretinin davalılardan  müştereken ve müteselsilen  alınarak davacıya verilmesine,

 

Ulusal bayram genel tatili alacağı ile fazlaya ilişkin talebin reddine,

Yürürlükte buılunan AAÜT uyarınca takdir olunan 100,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,

Alınması gereken 1.564,69 TL ilam harcından peşin alınan 438,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.126,69 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına,

Davacı tarafça yapılan başlangıç masrafları 257,50 TL, teblligat masrafı 85,00 TL, müzekkere masrafı 48,00 TL, bilirkişi ücreti 350,00 TL, ıslah harcı 205,70 TL olmak üzere toplam 946,20 TL yargılama giderinin kabul ve redde göre gerekli indirim yapılarak     944,07 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

Taraf vekillerinin yüzlerine karşı 8 gün içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesinde temyizi kabil olarak verilen karar açıkça okunup anlatıldı.04/05/2016

 

 

Katip 116720                                                                                                  Hakim 25693

 

 

 

 TÜRK MİLLETİ ADINA

 

        T.C.

    İSTANBUL

9. İŞ MAHKEMESİ

GEREKÇELİ KARAR

 

ESAS NO: 2013/271 

KARAR NO: 2015/216

 

HAKİM: 

KATİP: 

 

DAVACI : M.A - 

VEKİLİ: Av. Y. A

 

DAVALI : K. T. GIDA SAN. TİC. LTD ŞTİ - 

VEKİLLERİ: Av. Z . G  Av. S. İ

DAVA: Alacak 

DAVA TARİHİ: 06/06/2013

KARAR TARİHİ: 07/04/2015

KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 10/04/2015 

Mahkememizde görülmekte bulunan Alacak  davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili müvekkilinin 13/08/2001-30/04/2013 tarihleri arasında satış temsilcisi olarak davalı işyerinde çalıştığını, en son 4.000,00 TL net ücret aldığını, aldığı ücretin SGK'ya asgari ücretten bildirildiğini, iş akdinin işveren tarafından sona erdirildiğini, 2013 yılı mart ve nisan aylarına ait ücretlerinin ödenmediğini, yıllık izinlerini kullanamadığını, dini ve resmi bayramlarda çalışma yaptığını, haftada 6 gün 08.00-21.00 saatleri arasında çalıştığını, bayram ve fazla mesai ücretlerinin ödenmediğini beyan ederek işçilik alacaklarının faizi ile davalıdan alınmasını talep etmiştir. 

Davalı vekili talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının tüccar plasiyer olarak kendi hesabına çalışma yaptığını, davalı şirketin sadece davacının SGK primini  yatırdığını, davacının fazla mesai iddiasını ispat etmesi gerektiğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. 

Davacıya ait banka hesap ekstresi ile SGK şahsi sicil dosyası celp edilmiş, emsal ücret araştırması yapılmış, tanık beyanları alınmıştır. 

Davacının kendi hesabına çalıştığı davalı tarafça ileri sürülmüş ise de; davalı tanık beyanlarından davacının satış elemanı olarak çalıştığı anlaşılmaktadır.Davacının kendi hesabına çalıştığı işveren tarafından ispat edilememiştir. 

Davacının 13/08/2001 tarihinde davalı yanında işbaşı yaptığı açık ve somut bir şekilde ispat edilemediğinden davacının SGK kayıtlarında olduğu gibi davalı yanında 13/05/2003 tarihinde çalışmaya başladığı kabul edilmiştir. 

Yapılan emsal ücret araştırmaları ve davalı tanığı Ali Kemal Kopuz'un iş akdinin sona erdiği tarihte primle birlikte maaşlarının 2.000,00-2.500,00 TL civarında olduğunu beyan etmesi, diğer davalı tanığı Rasim Kopuz'un davacının prim usulü çalıştığını ve aylık ortalama 2.000,00 TL civarında aylık ücret aldığını beyan etmesi karşısında davacının davalı işyerindeki hizmet süresi de dikkate alınarak 4.000,00 TL net ( yemek dahil 5.711,11 TL giydirilmiş brüt  )  ücretle çalıştığı kabul edilmiştir. 

Tüm dosya kapsamı ile davacının davalı işyerinde 13/05/2003-30/04/2013 tarihleri arasında satış temsilcisi olarak çalıştığı, en son 4.000,00 TL net ( yemek dahil 5.711,11 TL giydirilmiş brüt ) ücret aldığı, iş akdinin tazminat hak etmeyecek şekilde sona erdiği işveren tarafından ispat edilemediğinden kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, kullandığı veya karşılığının ödendiği ispat edilemediğinden 150 gün yıllık izin alacağı olduğu, ödendiği ispat edilemediğinden son iki aya ait ücret alacağı olduğu, genel tatillerde çalışma yapması ve haftalık 45 saati aşan 12 saat fazla mesai yapması nedeni ile genel tatil ve fazla mesai alacağı olduğu kanaatine varılmış, mazeretli ve raporlu olunan günler nedeni ile çalışılamayan günlerinde olabileceği dikkate alınarak takdiren %30 oranında indirim yapılmak suretiyle 41.551,09 TL fazla mesai alacağı ile 2.816,18 TL genel tatil alacağı olduğu kabul edilmiş, taleple bağlı kalınarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. 

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenler ile;

1-) Davanın kabulü ile 30.940,83 TL net kıdem tazminatının 30/04/2013 tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 

2-) 8.980,70 TL net ihbar tazminatının dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 

3-) 8.000,00 TL net ücret alacağının dava tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 

4-) 23.514,61 TL net izin alacağının dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 

5-) 41.550,00 TL net fazla mesai alacağının dava tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 

6-) 2.816,00 TL net genel tatil alacağının dava tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

7-) Alınması gereken 7.910,45.-TL harcın peşin nisbi harç ile ıslah harcı olarak alınan toplam 1.994,30.-TL harçdan mahsubu ile bakiye 5.916,15.-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

8-) Davacı tarafından peşin nisbi harç ile ıslah harcı olarak yatırılan 1.994,30.-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

9-) A.Ü.T.'ye göre 11.664,17.-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

10-) Davacı tarafından yapılan 546,05.-TL yargılama giderinin  davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

11-) Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde iadesine, 

12-) Davalı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde iadesine,

Dair 8 gün içinde Yargıtay 9. Hukuk Dairesi nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okundu usulen anlatıldı. 07/04/2015

Katip 128200                                                                                Hakim 31425

 

 

YARGILAMA GİDERLERİ

24,30.- TL Başvurma harcı

3,75.- TL Vekalet harcı 

68,00.- TL Posta masrafı

450,00.- TL Bilirkişi ücreti 

546,05-  TL Davacı masrafları 

Diğer Makaleler