Tüketici hukuku alanında ülkemizde uygulanan hukuki sistem, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ile önemli ölçüde yeniden düzenlenmiştir.
6502 sayılı Kanun ile tüketicinin korunmasına yönelik birçok yeni düzenleme getirilmiş, özellikle ayıplı mal ve ayıplı hizmetlere ilişkin hükümler yeniden şekillendirilmiştir.
Kanaatimizce bu düzenlemelerin önemli bir bölümü tüketicinin korunması bakımından olumlu sonuçlar doğurabilecek niteliktedir. Bununla birlikte, bazı hükümlerde kullanılan ifadelerin uygulamada farklı yorumlara yol açabilecek nitelikte olması, özellikle ücretsiz onarım, ayıpsız misli ile değişim ve satıcının “orantısız güçlük” savunması bakımından uyuşmazlıkların ortaya çıkmasına neden olabilecek durumdadır.
Bu makalemizde, söz konusu düzenlemeler özellikle ayıplı otomobil ve diğer motorlu araç satışları bakımından ele alınacak; tüketicinin ispat yükü, ayıp karinesi, seçimlik hakları, ücretsiz onarım, ayıpsız misli ile değişim ve bedel iadesi konuları incelenecektir.
6502 sayılı Kanun'un tüketici lehine getirdiği önemli düzenlemelerden biri ispat yüküne ilişkin 10. madde hükmüdür.
Kanunun 10. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Teslim tarihinden itibaren altı ay içinde ortaya çıkan ayıpların, teslim tarihinde var olduğu kabul edilir. Bu durumda malın ayıplı olmadığının ispatı satıcıya aittir. Bu karine, malın veya ayıbın niteliği ile bağdaşmıyor ise uygulanmaz.”
Bu düzenleme, özellikle yeni satın alınan otomobiller bakımından tüketici lehine önemli bir hukuki karine getirmiştir.
Buna göre, otomobilin tüketiciye tesliminden itibaren ilk altı ay içinde ortaya çıkan bir ayıp, kural olarak teslim tarihinde mevcut kabul edilir.
Bu durumda tüketicinin, ayıbın daha araç teslim edilirken mevcut olduğunu ayrıca ispatlaması gerekmez.
Aksine, ayıbın teslim tarihinde mevcut olmadığını ileri süren satıcı bunun aksini ispat etmekle yükümlüdür.
Burada dikkat edilmesi gereken önemli husus, kanundaki düzenlemenin “ilk altı ay içerisinde fark edilen her arıza kesin olarak üretim hatasıdır” anlamına gelmemesidir.
Kanun, belirli şartlarla teslim tarihinde mevcut olma karinesi getirmektedir.
Ayrıca kanun açıkça, karinenin malın veya ayıbın niteliğiyle bağdaşmaması halinde uygulanmayacağını düzenlemiştir.
Dolayısıyla özellikle otomobil uyuşmazlıklarında ayıbın niteliği, kullanım şekli, kilometre, kullanıcı müdahalesi, bakım durumu ve arızanın teknik sebebi gerektiğinde bilirkişi aracılığıyla araştırılmalıdır.
Önceki 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun döneminde, ayıbın belirli süre içerisinde bildirilmesi konusunda tüketici aleyhine sonuç doğurabilecek düzenlemeler bulunmaktaydı.
6502 sayılı Kanun ile bu sistem önemli ölçüde değiştirilmiştir.
Tüketici hukukunda ayıplı mal bakımından artık eski sistemdeki gibi “tüketici ayıbı mutlaka otuz gün içerisinde ihbar etmezse bütün haklarını kaybeder” şeklinde genel bir düzenleme bulunmamaktadır.
Bu nedenle satıcının, yalnızca tüketicinin otuz gün içinde ayrıca bir ayıp ihbarında bulunmadığını ileri sürerek tüketicinin kanundan doğan seçimlik haklarını ortadan kaldırması mümkün değildir.
Bununla birlikte bu durum, tüketicinin ayıbı öğrendiği halde uzun süre hiçbir işlem yapmasının bütün hukuki sonuçlardan bağımsız olduğu anlamına da gelmez.
Özellikle zamanaşımı, garanti süresi, ispat sorunları ve somut olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir.
Örneğin tüketici sıfır kilometre bir otomobil satın almış ve aracın tesliminden üç ay sonra ciddi bir motor arızası ortaya çıkmış olsun.
Bu durumda, KTK veya başka bir mevzuat değil, öncelikle tüketici işleminin niteliğine göre 6502 sayılı Kanun'un ayıplı mala ilişkin hükümleri uygulanacaktır.
6502 sayılı Kanun'un 10. maddesindeki karine gereğince, ayıbın teslim tarihinde mevcut olduğu kabul edilecektir.
Bu durumda tüketici;
ayıbın teslim tarihinde mevcut olduğunu ayrıca ispatlamak zorunda kalmadan,
kanuni şartları mevcut olduğu takdirde,
6502 sayılı Kanun'un 11. maddesinde düzenlenen seçimlik haklarından birini kullanabilecektir.
Satıcı ise aracın ayıplı olmadığını veya ayıbın teslim tarihinde bulunmadığını ileri sürüyorsa, kanuni karinenin şartları çerçevesinde bunu ispatlamak durumunda olacaktır.
6502 sayılı Kanun'un 11. maddesi, ayıplı mal halinde tüketiciye dört temel seçimlik hak tanımaktadır.
Buna göre tüketici;
a) Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme,
b) Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme,
c) Aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere ücretsiz onarım isteme,
ç) İmkân varsa satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme,
haklarından birini kullanabilir.
Kanunun açık hükmüne göre:
“Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür.”
Bu cümle, tüketici hukukundaki seçimlik hakların temelini oluşturmaktadır.
Dolayısıyla ayıplı malın varlığı halinde satıcının, tüketicinin kanuni seçimlik haklarından hangisini kullanacağı konusunda genel bir üstünlüğü bulunduğundan söz edilemez.
6502 sayılı Kanun'un 11. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde ücretsiz onarım hakkı;
“Aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme”
şeklinde düzenlenmiştir.
Buradaki “aşırı masraf” kavramı, satıcının tek taraflı takdirine bırakılmış bir kavram değildir.
Satıcı;
“Bu aracın tamiri pahalıdır, dolayısıyla ücretsiz onarım yapmıyorum.”
şeklinde tek taraflı bir değerlendirmeyle kanundan doğan yükümlülüğünden kurtulamaz.
Aşırı masrafın bulunup bulunmadığı objektif ölçütlere göre belirlenmelidir.
Kanunun 11. maddesinin üçüncü fıkrası da “orantısız güçlük” değerlendirmesinde;
malın ayıpsız değeri,
ayıbın önemi,
diğer seçimlik haklara başvurmanın tüketici açısından sorun teşkil edip etmeyeceği
gibi hususların dikkate alınacağını açıkça düzenlemiştir.
Dolayısıyla ücretsiz onarım talebinin satıcı bakımından ekonomik açıdan ağır olması tek başına yeterli değildir.
Somut olayın tüm koşulları birlikte değerlendirilmelidir.
Özellikle otomobil satışlarında “aşırı masraf” ve “orantısız güçlük” kavramları büyük önem taşımaktadır.
Bir otomobilde motorun tamamen değiştirilmesi, motorun açılması, şanzımanın değiştirilmesi veya aracın önemli güvenlik sistemlerinin yenilenmesi gerekiyorsa, bu işlemlerin yalnızca maliyet bakımından değil, aracın kullanım değeri ve tüketicinin satın aldığı maldan beklediği fayda bakımından da değerlendirilmesi gerekir.
Örneğin sıfır kilometre olarak satın alınan bir aracın kısa süre içerisinde motorunun sökülmesi ve kapsamlı bir revizyona tabi tutulması halinde, yalnızca “araç tamir edilebilir” denilerek tüketicinin diğer seçimlik haklarının göz ardı edilmesi her olayda hukuken kabul edilebilir değildir.
Burada;
Ayıp ne kadar önemlidir?
Araçtan beklenen kullanım amacı ne ölçüde etkilenmiştir?
Onarım tüketici açısından katlanılması makul bir işlem midir?
Onarım sonrasında aracın güvenilirliği ve kullanım değeri etkilenmiş midir?
Aynı arızanın tekrar etme ihtimali nedir?
soruları cevaplandırılmalıdır.
6502 sayılı Kanun'un 11. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde tüketiciye;
“İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme”
hakkı tanınmıştır.
İlk bakışta “imkân varsa” ifadesi satıcıya geniş bir takdir yetkisi tanındığı izlenimini verebilir.
Ancak bu ifade, satıcıya sınırsız ve keyfî bir ret yetkisi vermemektedir.
“İmkân” kavramı somut olayın koşullarına göre değerlendirilmelidir.
Satıcının aynı malı stoklarında bulundurmaması, tek başına her durumda değişimin imkânsız olduğu anlamına gelmez.
Özellikle otomobil satışlarında distribütör, ithalatçı ve üretici arasındaki tedarik zinciri de dikkate alınmalıdır.
Bununla birlikte burada da hukuki değerlendirme somut olay temelinde yapılmalıdır. Satıcıdan veya ithalatçıdan, fiilen ve hukuken mümkün olmayan bir malın sınırsız süre içerisinde temin edilmesini istemek de kanunun amacıyla bağdaşmayabilir.
Dolayısıyla “imkân” kavramı objektif iyi niyet, dürüstlük kuralı, orantılılık ve somut olayın ekonomik ve fiilî şartları birlikte değerlendirilerek yorumlanmalıdır.
Özellikle otomobil satışlarında tüketicinin ayıpsız misliyle değişim talebine karşı;
“Aynı araç şu anda stoklarımızda bulunmamaktadır.”
şeklindeki savunmayla karşılaşılabilmektedir.
Kanaatimizce bu savunmanın hukuki sonucu somut olayın özelliklerine göre belirlenmelidir.
Satıcının elinde aynı araçtan bulunmaması ile aynı aracın objektif olarak temin edilmesinin imkânsız olması birbirinden farklı kavramlardır.
Bir malın stokta bulunmaması, kural olarak o malın piyasadan veya üretici/ithalatçı kanalıyla temin edilemeyeceği anlamına gelmez.
Ancak tüketicinin seçimlik hakkını kullanması, satıcıya fiilen imkânsız bir edimi yerine getirme yükümlülüğü de yükleyemez.
Bu nedenle mahkemece, somut olayda ayıpsız mislinin gerçekten temin edilmesinin mümkün olup olmadığı araştırılmalıdır.
6502 sayılı Kanun'un 11. maddesinin üçüncü fıkrası, ücretsiz onarım veya ayıpsız misliyle değişimin satıcı için orantısız güçlük meydana getirmesi halinde tüketicinin sözleşmeden dönme veya bedelden indirim haklarından birini kullanabileceğini düzenlemektedir.
Burada da “orantısız güçlük” kavramının satıcının subjektif değerlendirmesine bırakılması mümkün değildir.
Kanun, orantısızlığın belirlenmesinde;
malın ayıpsız değeri,
ayıbın önemi,
diğer seçimlik haklara başvurmanın tüketici açısından sorun teşkil edip etmeyeceği
gibi hususların dikkate alınacağını açıkça belirtmektedir.
Dolayısıyla satıcının ekonomik menfaati ile tüketicinin korunması gereken menfaati arasında objektif bir denge kurulmalıdır.
Özellikle yüksek bedelli otomobillerde, basit ve kolaylıkla giderilebilir bir ayıp ile aracın temel fonksiyonlarını veya güvenli kullanımını etkileyen ağır bir ayıp aynı şekilde değerlendirilmemelidir.
Tüketicinin sözleşmeden dönme hakkını kullanması halinde, tarafların aldıklarını iade etmeleri gündeme gelir.
6502 sayılı Kanun'un 11. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca tüketicinin sözleşmeden dönme veya ayıp oranında bedelden indirim hakkını seçtiği durumlarda, ödemiş olduğu bedelin tamamı veya indirim tutarı tüketiciye iade edilir.
Bu nedenle ayıplı otomobil satışlarında tüketici, kanuni şartları oluştuğu takdirde aracın iadesi karşılığında ödediği bedelin iadesini talep edebilir.
Bu talebin değerlendirilmesinde aracın kullanımından elde edilen fayda, kullanım süresi, ayıbın niteliği ve tarafların karşılıklı iade yükümlülükleri de somut olayın özelliklerine göre ele alınmalıdır.
6502 sayılı Kanun'un 11. maddesinin ikinci fıkrası, ücretsiz onarım ve ayıpsız misliyle değişim haklarının üretici veya ithalatçıya karşı da kullanılabileceğini düzenlemektedir.
Kanun ayrıca, bu hakların yerine getirilmesi bakımından satıcı, üretici ve ithalatçının müteselsilen sorumlu olduğunu hükme bağlamaktadır.
Bu düzenleme, özellikle otomobil sektöründe büyük önem taşımaktadır.
Çünkü tüketicinin karşısında çoğu zaman;
bayi,
distribütör,
ithalatçı,
üretici
şeklinde birden fazla aktör bulunmaktadır.
Tüketicinin ayıplı mal nedeniyle kanundan doğan haklarının etkili biçimde kullanılabilmesi bakımından bu aktörlerin hukuki sorumluluklarının kanundaki sınırlar içerisinde değerlendirilmesi gerekir.
6502 sayılı Kanun'un 11. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca ücretsiz onarım veya ayıpsız misliyle değiştirme haklarından birinin seçilmesi halinde, bu talebin satıcıya, üreticiye veya ithalatçıya yöneltilmesinden itibaren kural olarak azami otuz iş günü içerisinde yerine getirilmesi gerekir.
Konut ve tatil amaçlı taşınmazlarda bu süre altmış iş günüdür.
Ancak Kanunun 58. maddesi uyarınca çıkarılan yönetmelik eki listede yer alan mallar bakımından ücretsiz onarım talebinin, ilgili yönetmelikte belirlenen azami tamir süresi içerisinde yerine getirilmesi gerekir.
Bu düzenleme özellikle otomobil ve diğer garanti kapsamındaki mallar bakımından önemlidir.
Tüketicinin ücretsiz onarım talebinin kanunda veya ilgili yönetmelikte öngörülen sürede yerine getirilmemesi halinde, kanunun açık hükmü gereğince tüketici diğer seçimlik haklarını kullanabilir.
Uygulamada zaman zaman;
“Aynı arızanın iki defadan fazla ortaya çıkması gerekir.”
veya
“Farklı arızaların dört defadan fazla meydana gelmesi gerekir.”
şeklinde ifadeler kullanılmaktadır.
Bu yaklaşımın hangi mevzuat dönemine ve hangi düzenlemeye dayandığının ayrıca belirlenmesi gerekir.
Günümüzde tüketicinin seçimlik haklarını yalnızca belirli sayıda arıza meydana gelmesine bağlayan bir genel kuralın varlığından söz edilemez.
6502 sayılı Kanun'un 11. maddesi, ayıplı malın varlığı halinde tüketiciye kanunda sayılan seçimlik hakları tanımaktadır.
Dolayısıyla tüketicinin sözleşmeden dönme veya ayıpsız misliyle değişim hakkının doğması için her olayda aynı arızanın belirli sayıda tekrarlanmasını beklemek gerektiği sonucuna varılamaz.
Ancak burada önemli bir ayrım yapılmalıdır.
Arızanın bir kez ortaya çıkması ile tüketicinin belirli bir seçimlik hakkı kullanmasının hukuki şartlarının oluşması aynı mesele değildir.
Ayıbın niteliği, önem derecesi, onarılabilirliği, tüketicinin seçtiği hakkın kanuni koşulları ve somut olayın diğer özellikleri birlikte değerlendirilmelidir.
Garanti Belgesi Yönetmeliği, garanti süresi içerisinde malın tekrar arızalanması, azami tamir süresinin aşılması veya tamirinin mümkün bulunmadığının anlaşılması gibi durumlarda tüketicinin seçimlik haklarının kullanılmasına ilişkin ayrıca hükümler içermektedir.
Bu nedenle 6502 sayılı Kanun'un 11. maddesi ile Garanti Belgesi Yönetmeliği'nin ilgili hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Özellikle garanti kapsamındaki otomobillerde tüketicinin bir kez ücretsiz onarım talebinde bulunmuş olması ve daha sonra aynı veya farklı bir arızanın yeniden meydana gelmesi, tüketicinin diğer seçimlik haklarının gündeme gelmesi bakımından önemli bir delil ve hukuki olgu olabilir.
Ancak bundan;
“Tüketici bir kez tamir hakkını kullandığı anda, araçta ortaya çıkacak herhangi bir ikinci sorun nedeniyle otomatik olarak bedel iadesi veya ayıpsız misliyle değişim hakkı doğar.”
şeklinde mutlak bir sonuç çıkarılmamalıdır.
Somut olayın özellikleri ve uygulanacak mevzuat hükmü ayrıca değerlendirilmelidir.
Kanaatimizce ayıplı otomobil davalarında uyuşmazlığın yalnızca “araç kaç kez servise gitti?” sorusuna indirgenmesi doğru değildir.
Asıl araştırılması gereken husus;
Aracın ayıbı nedir ve bu ayıp tüketicinin araçtan beklediği faydayı ne ölçüde ortadan kaldırmaktadır?
sorusudur.
Örneğin;
motorun ciddi şekilde yağ eksiltmesi,
motorun tamamen sökülmesi,
şanzımanın değiştirilmesi,
güvenlik sistemlerinin arızalanması,
aracın sürekli yolda kalmasına neden olan elektronik arızalar
ile basit bir ampul değişimi veya küçük bir trim parçasının değiştirilmesi aynı hukuki sonuçlara bağlanamaz.
Ayıbın ağırlığı ve aracın kullanım amacına etkisi, seçimlik hakkın değerlendirilmesinde temel ölçütlerden biridir.
Ayıplı otomobil davalarında servis kayıtları önemli deliller arasında yer almaktadır.
Araç;
kaç defa servise girmiştir?
hangi tarihlerde servise alınmıştır?
hangi şikâyetle servise başvurulmuştur?
hangi parçalar değiştirilmiştir?
motor veya şanzıman açılmış mıdır?
onarım sonrasında aynı sorun devam etmiş midir?
tüketiciye hangi açıklama yapılmıştır?
sorularının cevapları servis kayıtlarından tespit edilebilir.
Bu nedenle tüketicinin, aracın servis geçmişini gösteren belgeleri, iş emirlerini, fatura ve servis formlarını muhafaza etmesi büyük önem taşımaktadır.
Satıcının veya üreticinin;
“Araç tamir edildi, dolayısıyla artık ayıp bulunmamaktadır.”
şeklindeki savunması her olayda yeterli değildir.
Çünkü ayıplı mal uyuşmazlığında önemli olan yalnızca servisin bir işlem yapmış olması değil, ayıbın gerçekten giderilip giderilmediğidir.
Aynı arızanın onarımdan sonra devam etmesi veya aracın temel fonksiyonlarını etkileyen başka üretim kaynaklı problemlerin ortaya çıkması halinde, mahkemece aracın mevcut teknik durumunun ayrıca incelenmesi gerekir.
Bu nedenle otomobil uyuşmazlıklarında gerektiğinde uzman bilirkişi heyetinden;
ayıbın kaynağı,
ayıbın niteliği,
onarımın yeterli olup olmadığı,
aracın güvenli kullanıma elverişli bulunup bulunmadığı,
aracın ekonomik ve teknik değerine etkisi
konularında rapor alınmalıdır.
6502 sayılı Kanun'un 11. maddesinin altıncı fıkrası, seçimlik hakların kullanılması nedeniyle ortaya çıkan masrafların tüketicinin seçtiği hakkı yerine getiren tarafça karşılanacağını düzenlemektedir.
Ayrıca tüketicinin seçimlik haklarından biri ile birlikte 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca tazminat talep edebilmesine de imkân tanınmıştır.
Dolayısıyla ayıplı otomobil nedeniyle tüketicinin zararı yalnızca satış bedelinden ibaret olmayabilir.
Somut olayın şartlarına göre;
çekici giderleri,
servis ve ulaşım giderleri,
ayıp nedeniyle yapılan zorunlu harcamalar,
diğer maddi zararlar
ayrıca değerlendirme konusu yapılabilir.
Tazminat talebinin kapsamı ise somut olayda meydana gelen zarar, kusur, illiyet bağı ve uygulanacak diğer hukuk kuralları çerçevesinde belirlenmelidir.
6502 sayılı Kanun'un amacı, ekonomik açıdan daha zayıf durumda bulunan tüketicinin korunmasını sağlamaktır.
Bu nedenle kanun hükümleri yorumlanırken tüketicinin korunması amacı göz önünde bulundurulmalıdır.
Ancak tüketicinin korunması ilkesi, tüketici lehine her iddianın otomatik olarak kabul edilmesi anlamına gelmez.
Tüketici de Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına uygun davranmak zorundadır.
Aynı şekilde satıcı, üretici ve ithalatçı da kanundan doğan yükümlülüklerini yerine getirirken dürüstlük kuralına uygun hareket etmek zorundadır.
Bu nedenle seçimlik hakların kullanılması bakımından tarafların karşılıklı menfaatleri, hakkın amacı, ayıbın ağırlığı ve somut olayın özellikleri birlikte değerlendirilmelidir.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, ayıplı mallar bakımından tüketici lehine önemli düzenlemeler getirmiştir.
Bunların başında, teslimden itibaren ilk altı ay içerisinde ortaya çıkan ayıplar bakımından getirilen teslim tarihinde mevcut olma karinesi gelmektedir.
Bu düzenleme sayesinde tüketici, ilk altı ay içerisinde ortaya çıkan ayıbın teslim tarihinde mevcut olduğunu ayrıca ispatlamak zorunda kalmaksızın kanuni karineden yararlanabilecektir. Karinenin uygulanamayacağı haller ise malın veya ayıbın niteliğiyle bağdaşmaması durumunda ortaya çıkacaktır.
Bunun yanında 6502 sayılı Kanun, tüketiciye ayıplı mal karşısında;
sözleşmeden dönme,
bedelden indirim,
ücretsiz onarım
ve
şartları mevcutsa ayıpsız misliyle değişim
haklarını tanımıştır.
Satıcının, tüketicinin seçtiği hakkı yerine getirme yükümlülüğü bulunmakla birlikte, Kanunun 11. maddesinde özellikle ücretsiz onarım ve ayıpsız misliyle değişim bakımından aşırı masraf, orantısız güçlük ve imkân gibi somut olayın koşullarına göre değerlendirilmesi gereken ölçütler bulunmaktadır.
Bu kavramların satıcının subjektif ve tek taraflı takdirine bırakılması mümkün değildir.
Özellikle otomobil satışlarında “araç stokta yok”, “onarım daha ekonomik”, “aynı arıza daha önce yeterince tekrarlamadı” veya “araç tamir edilebilir” şeklindeki savunmaların, her olayda tüketicinin seçimlik haklarını ortadan kaldırdığı kabul edilemez.
Mahkemece aracın;
ayıbının niteliği,
ayıbın ağırlığı,
aracın kullanım amacına etkisi,
onarımın mümkün olup olmadığı,
onarımın tüketici açısından makul olup olmadığı,
ayıpsız mislinin objektif olarak temin edilip edilemeyeceği,
onarımın sonucunun kalıcı olup olmadığı
gibi hususlar birlikte değerlendirilmelidir.
Diğer taraftan, günümüzde ayıplı otomobil davalarının yalnızca “araç kaç kez arızalandı?” sorusuna indirgenmesi de hukuken isabetli değildir.
Esas olan, malın tüketiciye sözleşmeye ve objektif olarak beklenen niteliklere uygun şekilde teslim edilip edilmediği ve mevcut ayıbın tüketicinin kanundan doğan seçimlik haklarını kullanmasını gerektirip gerektirmediğidir.
Sonuç itibarıyla, 6502 sayılı Kanun'un ayıplı mala ilişkin hükümleri tüketiciye önemli bir hukuki koruma sağlamaktadır. Ancak bu korumanın gerçek anlamda uygulanabilmesi için kanunda yer alan “aşırı masraf”, “orantısız güçlük” ve “imkân” gibi kavramların tüketici aleyhine genişletici biçimde yorumlanmaması; aynı zamanda satıcı ve üreticinin de objektif iyi niyet ve dürüstlük kuralları çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Özellikle sıfır kilometre otomobiller bakımından, tüketicinin satın aldığı maldan beklediği güvenli, sürekli ve makul kullanım imkânı göz önünde bulundurulmalı; aracın önemli ve tekrarlayan arızalara maruz kalması halinde, yalnızca servis tarafından bir parça değiştirilmiş olmasına dayanılarak tüketicinin diğer seçimlik haklarının bertaraf edilmesine izin verilmemelidir.
Bu çerçevede, aşağıda sunacağımız mahkeme kararları; ayıplı aracın iadesi ve satış bedelinin tahsili, ayıpsız misliyle değişim, ücretsiz onarım ve tüketicinin seçimlik haklarının kullanılması bakımından uygulamaya ışık tutacak niteliktedir.
Av. Yusuf AYIK
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
İSTANBUL
6. TÜKETİCİ MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
HAKİM :
KATİP :
DAVACI : A.D
VEKİLİ : Av. YUSUF AYIK - Halaskargazi Cad. Küçük Bahçe Sk. No:29 Topdemir İş Merkezi D:18-19 34360 Şişli/ İSTANBUL
DAVALI : 1-
VEKİLLERİ :
DAVALI : 2-
VEKİLİ : Av.
DAVA : Tüketiciyi Koruma Kanunundan Kaynaklanan (Malın Ayıplı Olmasından Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 23/08/2017
KARAR TARİHİ : 05/11/2019
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 05/11/2019
Mahkememizde görülmekte bulunan Tüketiciyi Koruma Kanunundan Kaynaklanan (Malın Ayıplı Olmasından Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 17.03.2015 tarihinde davalı bayi yetkili satıcıdan sıfır km. ..... araç satın aldığını, aracı alırken araca 2 yıl daha artı garanti de yaptırıldığını, müvekkilinin aracı 19 ay kullandıktan sonra araçta paslanmalar meydana geldiğini, 01.11.2016 tarihinde müvekkilinin paslanmaları fark etmesi üzerine aracı yetkili servise götürdüğünü, burada kendisine sorunun basit olduğunu basitçe küçük bir boyama ile sorunun giderileceğinin söylendiğini, müvekkilinin bunun üzerine sorunun çok küçük olduğunu ve boyama ile halledilebileceğine ikna edilerek aracın boyanmasına iznin sağlandığını, bu şekilde müvekkiline yanlış bilgi verilerek ayıp tam ve doğru teşhis edilmeyerek veya teşhis edilen bu bilgi müvekkilinden gizlenerek hile ile aldatıldığını, bu şekilde aracın paslanan kapı içlerine kısmi boya yapıldığını, müvekkilinin aracı teslim alarak kullanmaya devam ettiğini, ancak söz konusu paslanmanın başka bir çok bölgede de meydana geldiğini gördüğü gibi yeni boyanan kısımların da tekrar paslandığını, daha önce lokal işlem yapılan yer de dahil olmak üzere tekraren tüm kapılarda özellikle iç saçlarında aracın bir çok bölgesinde çürüme-paslanma problemleri oluşmaya devam ettiğini, müvekkilinin 08.08.2017 tarihinde durumu yetkili servis (............ Şti elemanlarına da yazılı olarak teyit ettirdiğini, yetkili servisin araçta oluşan çürüme-paslanma yerlerinin fotoğraflarını alarak distiribütöre ileteceklerini ve konuyla ilgili distiribütörün raporu olduğunu sorunun çözülemediğinden dolayı distiribütörün boya tamir işlemi önermediğini, aracın tüm kapılarının garanti kapsamında ücretsiz değişeceği bilgisinin alındığını, aracın çürüme-paslanma durumu ile ilgili yetkili servis .......... San.Tic.Ltd.Şti.’nin servis raporlarında tüm bilgilerin mevcut olduğunu, müvekkilinin aracı satın aldığı davalı .............. SAN.VE TİC.LTD.ŞTİ’ne durumu aktardığında onların da yetkili servis gibi hatanın ancak şu anda bariz görünür olan aracın tüm kapılarının garanti kapsamında ücretsiz değişmesi gerektiğini belirttiklerini, aracın tüm kapılarının değişmesi ikinci el otomobil piyasasında aracın değerini yüksek oranlarda düşürdüğünü, aracın tüm bakımlarının gününde ve tam olarak yapıldığını, ne varki aracın gizli ayıptan dolayı çürüme-paslanmaya başladığını, bütün bu nedenlerle müvekkilinin davalılara hitaben keşide ettiği .............. 3. Noterliği'nin 16.08.2017 tarih ve .......... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ayıplı araçta onarım istemediğini bedel iadesi veya misli ile değişim talep ettiğini, davalılardan sonuç alamadığını beyanla gizli ayıplı .......... plaka nolu, ............ şase ........... motor no’lu .......... model .......... marka ve tipindeki aracın davalılara iadesi ile tüm iade ve değişim masrafları davalılara ait olmak üzere -0- km ayıpsız misli ile değiştirilmesini, verilecek kararın masrafları davalılardan alınmak üzere ülke düzeyinde yayımlanan gazetelerden en az üçünde ilan edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Taraflara usulüne uygun tebligat yapılarak taraf teşkili sağlanmıştır.
Davalı ............ San.ve Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle zaman aşımı itirazlarının bulunduğunu, ayıbın 30 günlük sürede ihbar edilmediğini, davacının bu süreleri geçirdiğini, tüketici hakları çerçevesinde iade şartlarının oluşmadığını, davacı iddialarının temelinde araçta üretici hatası olduğuna ilişkin iddiaların bulunduğunu, beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ............ A.Ş. vekili de cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddia ettiği üzere herhangi bir şekilde boyanın kusurlu olarak kabul edilemeyeceğini, zira araçlarda meydana gelen boya dökülmelerinin, üretim hatası dışında birçok sebebinin bulunduğunu, keza dava konusu araca ilişkin kayıtlar kontrol edildiğinde davacının iddia ettiğinin aksine dava konusu araçta araç değişimini gerektirecek herhangi bir bulguya rastlanmadığını, dava konusu araçta ayıp olduğu ileri sürülen boya kusurunun aracın kullanmaya elverişliliğini ve maldan yararlanmayı ortadan kaldırdırmayacağını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre; dava, davacının satın aldığı aracın ayıplı olması nedeniyle ayıpsız misli ile değişimi istemine dair ayıplı mal davasıdır.
Araca ait fatura, servis fişleri, ruhsat örneği, resimler, sigorta poliçeleri, tramer kayıtları ve trafik tescil kayıtları dosyaya celp edilmiştir.
Tüm dosya kapsamı ve dava konusu araç üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi heyetinin dosyaya sunmuş olduğu 27.02.2019 tarihli raporlarında özetle “.....dava konusu aracın ön sağ kapıdaki sonradan yapılan lokal boyamalar dışındaki bölgelerde komple orijinal fabrikasyon bir boyama olduğu, 4 kapı iç tarafı, alt yan kısımlardaki paslanmanın boyadan önce yüzeyde iyi temizlik yapılmamasından kaynaklandığı, bu durumun kullanımdan kaynaklı olmadığı, üretim kaynaklı bir sorunun aracın ilk satımında fark edilemeyeceği, bu durumun ancak kullanım sonucu zamanla ortaya çıktığı, araçta ekonomik olarak değer kaybı yaratması nedeniyle gizli ayıp niteliği taşıdığı, değer kaybı zararının 4.380 TL., ikinci el piyasa şartlarına göre 5.000 TL., ZMS Genel şartları ekindeki formülasyona göre 4.190,20 TL.olduğu,...” yönünde görüş beyan etmiştir.
Bilirikişi heyetinin raporuna tarafların itirazları üzerine dosyamız rapor alınmak üzere tekrar bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyetinin dosyaya sunmuş olduğu 22.10.2019 tarihli ek raporlarında özetle “.....dava konusu araçta 04/01/2018 tarihinde meydana gelen hasarda değer kaybı yaratacak şasi, podya, çamurluk, paneller, taşıyıcı direkler, kaporta değişim ve boya işlemleri olmadığı için dava konusu araçta hasardan dolayı herhangi bir değer kayıbının oluşmayacağı, kök raporda belirtildiği gibi boya probleminden oluşan değer kaybının 3 farklı yöntemle hesaplandığı ve bu 3 farklı değerin aritmetik ortalamasının 4.523,40 TL.olarak alınabileceği, yapılan itirazlar çerçevesinde incemeye göre kök raporda belirtilen tespit ve görüşlerde herhangi bir değişiklik olmadığı,...” yönünde görüş beyan etmiştir.
Taraflar arasındaki araç alım satım sözleşmesinin 17/03/2015 tarihinde yapıldığı anlaşıldığından taraflar arasındaki uyuşmazlıkta 6502 sayılı kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmıştır. 6502 sayılı Kanun'un 8. maddesine göre:
'' (1) Ayıplı mal tüketiciye teslimi anında taraflarca kararlaştırılmış olan örnek ya da modele uygun olmaması ya da objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan maldır.
"Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda, internet portalında ya da reklam ve ilanlarında yer alan özelliklerden bir veya birden fazlasını taşımayan, satıcı tarafından bildirilen veya teknik düzenlemesinde tespit edilen niteliğe aykırı olan, muadili olan malların kullanım amacını karşılamayan, tüketicinin makul olarak beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar da ayıplı olarak kabul edilir .
6502 sayılı Kanun'un 11. maddesine göre:
'' Malın ayıplı olduğunun anlaşılması karşısında tüketici;
a) Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme,
b) Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme,
c) Aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme,
ç) İmkan varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme,
Seçimlik haklarından birini kullanabilir. Satıcı tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür.
(2) Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi hakları üretici veya ithalatçıya karşı da kullanabilir. Bu fıkradaki hakların yerine getirilmesi konusunda satıcı, üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur. Üretici veya ihtalatçı, malın kendisi tarafından piyasaya sürülmesinden sonra ayıbın doğduğunu ispat ettiği takdirde sorumlu tutulamaz.'' şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Davaya konu somut uyuşmazlık yukarıda belirtilen 6502 sayılı kanunun 8., 11. Maddeleri kapsamında incelendiğinde, davacının 17/03/2015 tarihinde davaya konu aracı davalı ......... Otomotiv San.ve Tic. Ltd. Şti. 'den satın aldığı, diğer davalı .......... Otomotiv A.Ş.'in ise aracın ithalatçısı konumunda olduğu anlaşılmaktadır. Aracın bazı kısımlarında paslanmalar olduğu ileri sürülerek aracın ayıplı olduğu iddia edilmiştir. Mahkememizce aldırılan bilirkişi heyetinin kök ve ek raporlarında aracın gizli ayıplı olduğu ve ayıbın üretim hatasından kaynaklandığı, ayıbın kullanma ile zamanla ortaya çıkacağı tespit edilmiştir. Bu sebeple dava konusu aracın 6502 sayılı kanunun 8. Maddesine göre ayıplı olduğunun kabulü gerekir. Davacı 15/08/2017 Tarihli ihtarname ile ayıbı davalı ........... Otomotiv San ve Tic Ltd Şti'ye bildirmiştir. Davacının ayıp nedeniyle seçimlik haklarını kullanma şartları oluşmuştur. 6502 sayılı kanunun 11. Maddesine göre satıcı ayıp halinde tüketicinin tercih ettiği seçimlik haklarını yerine getirmekle yükümlüdür. Emsal mahiyette olan Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2016/22641 Esas - 2018/ 9463 Karar sayılı 17/10/2018 tarihli yargıtay ilamına göre de,
''Davacı, sıfır kilometre olarak satın aldığı dava konusu 2013 model aracında henüz garanti kapsamında iken pek çok noktada boya patlamaları olduğunu, aracın tamamen boyanması gerektiğini bu durumun gizli ayıp niteliğinde olup araçta değer kaybına yol açacağını ileri sürerek satım sözleşmesinin iptali ile aracın misli ile değiştirilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davalı Teb Finansman A.Ş. yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulü ile 2400,00 TL değer düşüklüğü bedelinin davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
3-Davacı, sıfır km satın aldığı araçtaki üretimden kaynaklanan boya hatası nedeniyle aracın ayıpsız misli ile değişimi istemi ile eldeki davayı açmıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda araçtaki boya hatasının üretimden kaynaklandığı, araçtan beklenen faydayı azalttığı gibi boyama bedeli hariç 2400,00 TL değer kaybına yol açacağı belirtilmiş ancak aracın değişimine de gerek olmadığı vurgulanmıştır.
Mahkemece, bu bilirkişi raporunun hükme elverişli olduğu, taraf menfaatleri arasındaki denge ve hakkaniyet ilkesi dikkate alındığında değer düşüklüğüne hükmedilmesi gerektiği belirtilerek 2400,00 TL bedelinin davalılardan tahsiline karar verilmiş ise de; seçimlik haklar noktasında yanılgıya düşülmüştür. 6502 sayılı yasanın 11. maddesinde, malın ayıplı olması durumda tüketicinin seçimlik hakları düzenlenmiştir. Bu seçimlik haklarda tüketici; bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Açıklandığı şekilde tüketici seçimlik haklarından herhangi birisini kullanabilecektir. Elbette tüketici bu hakkını kullanırken objektif iyi niyet kuralları içerisinde hareket etmek zorundadır.
Hükme esas alınan bilirkişi incelemesinde, aracın yeniden boyanması gerektiği, bu durumun değer kaybına yola açacağı ve kusurun imalat hatasından kaynaklandığı bildirilmiştir. Hal böyle olunca davacının seçimlik haklarından aracın misliyle değiştirilmesi hakkını kullanması yasal hakkı olup iyi niyet kurallarına aykırılık teşkil etmemektedir. Araçtan beklenen faydanın azaldığı sabit olduğuna göre davacı değer düşüklüğü ile yetinmek mecburiyetinde de değildir. Davacının seçilmiş haklarından misli ile değişim hakkını kullandığı sabit olduğuna göre mahkemece bu doğrultuda karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile değer düşüklüğüne hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.'' Şeklinde hüküm kurulmuştur. Emsal mahiyette olan Yargıtay ilamı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, araçta gizli ayıp olduğu, kullanımdan kaynaklanan bir ayıp olmadığı, ayıbın araç değerini düşürdüğü ve araçtan faydalanmayı etkilediği tespit edilmiş, ayıp nedeniyle yapılan işlemlerin hasar yönünden değer kaybı meydana getirdiği, aracın gizli ayıplı olması sebebiyle tüketicinin ayıplı malın değişimine ilişkin talebinde haklı olduğu kabul edilerek davacının talebinin kabulünün hakkaniyetli olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya kapsamında aldırılan bilirkişi kök ve ek raporuna göre, aracın karışmış olduğu kaza nedeniyle bir değer kaybının oluşmadığı tespit edildiğinden değer kaybı hususunda hüküm kurulmamış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kabulü ile, dava konusu ........... plakalı, ........... tipinde , ........... şase ve ............ motor numaralı ......... model aracın ayıplı olduğunun tespitine,
Dava konusu aracın her türlü takyidattan ari olarak davacı tarafından davalılara iadesine, aynı marka ve model ayıpsız yeni sıfır km aracın davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar Kanununa göre hesaplanan 7.292,09 TL. harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık ücret tarifesi gereğince belirlenen ............ TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 119,75 TL. Tebligat ve müzekkere gideri ile 1.200,00 TL bilirkişi ücretinden oluşan toplam 1.319,75 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,
5-HMK nun 333.maddesi gereğince, karar kesinleştiğinde yatırılan avansın kullanılmayan kısmının davacıya iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf Yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/11/2019
Katip ¸e-imzalıdır Hakim ¸e-imzalıdır
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
İSTANBUL
7. TÜKETİCİ MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ...Esas
KARAR NO : ... Karar
HAKİM :
KATİP :
DAVACI : L.Ö
VEKİLİ : Av. YUSUF AYIK - Halaskargazi Cad. Küçük Bahçe Sk. No:29 Topdemir İş Merkezi D:18-19 34360 Şişli/ İSTANBUL
DAVALI : 1- .......... ARAÇLAR SAN.TİC.LTD.ŞTİ.
VEKİLİ :
DAVALI : 2- .......... SERVİS VE TİCARET A.Ş -
VEKİLİ :
DAVA : Tüketiciyi Koruma Kanunundan Kaynaklanan (Malın Ayıplı Olmasından Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 22/06/2015
KARAR TARİHİ : 24/09/2020
KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/10/2020
Mahkememizde görülmekte bulunan Tüketiciyi Koruma Kanunundan Kaynaklanan (Malın Ayıplı Olmasından Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACI VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Davaya konu araç, alındıktan kısa bir süre sonra, 30.08.2013 tarihinde, 4595 kmde iken, cam yarı açıkken sağ ön kapıdan ses gelmesi üzerine servise girmiş, ön cam sökülüp arıza giderildikten sonra 25.09.2013 tarihinde, yaklaşık bir ay sonra teslim alınmıştır. Araç, 25.02.2014, 9040 km'de iken, 10000 km periyodik bakıma girmiştir, araç, 26.06.2014 tarihinde, 12.469 kmde iken, 1. vitesten 2. vitese geçerken gelen ıslık sesi yüzünden servise gitmiş ve bir yaylı segman yenilenerek arıza giderilmiştir, araç, 02.01.2015 tarihinde, 21009 km'de iken, motor yağ uyarı lambasının yanması üzerine servise gitmiş, motora yağ ilave edilmesi gerektiği anlaşılmış ve araç bu vesile bakıma bırakılmıştır. Araç 13.02.2015 tarihinde, 21992 km'de iken, yağ analizi yapılması servise gitmiş, analiz sonuçlan normal bulunmuş, bu raporların iç yazışma niteliğinde olduğu söylenerek sonuç raporu kendisine verilmemiş, ancak ısrar üzerine aracın yağ tüketiminin 1000 km'de 217 g olduğunu belirten bir yazı verilmiştir. Araç 1000 km sonra, 13.02.2015 tarihinde, 24841 km'de iken, klima arızası nedeniyle servise gitmiş, sıcaklık kontrol motorunun değiştirilmesi gerektiği anlaşılmış, bu motor Almanya'dan ısmarlanmıştır. Araç, 22.05.2015 tarihinde, motor yağ uyarı lambasının tekrar yanması üzerine servise gitmiş, motora yağ ilave edilmesi gerektiği görülmüş ve kendisine motor kafasının sökülerek kontrol edilmesi gerektiği. bu konuda bilgi verileceği söylenmiştir. Davacı, motora yağ ilavesi sorunun bir türlü çözülemediğini, aracın gizli ayıplı olduğunun anlaşıldığını belirterek, öncelikle yenisi ile değiştirilmesini veya araç bedelinin geri verilmesini talep ettiği görülmüştür.
DAVALI ............ OTOMOTİV SERVİS TİC. A.Ş. VEKİLİ CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Aracın garanti süresinin 22.06.2015 itibarıyla geçmiş olduğu, ayrıca bu tür arızaların kullanıma bağlı oluşacak arızalardan olduğu, dolaysıyla araçta bir ayıp olmadığı, aracın yağ tüketimi için birkaç defa servisi ziyaret ettiği, ölçüm sonuçlarının üreticinin vermiş olduğu sınırlar içinde olduğu, davacının silindir kapağının değiştirilmesine izin vermediği, halbuki kapağın değiştirilmesi ile sorunun giderilmiş olacağı hususları belirtilmekle ve davanın reddini talep ettiği görülmüştür.
DELİLLER VE DEĞERLENDİRİLMESİ: İncelenen davada dava şartlarına ilk itirazlara görev ve yetkiye ait bir olumsuzluk olmadığı mahkememizin görevli ve yetkili olduğu anlaşılmaktadır.
Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi 6502 sayılı kanun 3/k. Maddesi uyarınca tüketicidir. Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari ve mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan yada mal sunan adına yada hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişileri de 6502 sayılı yasa 3/i madde uyarınca satıcı sayılır. Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya bunun adına veya hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan , eser , taşıma, simsarlık, sigorta , vekalet , bankacılık ve benzeri sözleşmelerde dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem 6502 sayılı yasa 3/ l maddesine göre tüketici işlemi niteliğindedir.
Dosya incelendiğinde, davanın ayıp iddiasıyla aracın ayıpsız misli ile değişim talebinden ibaret olduğu, davalılar vekillerinin davanın reddini talep ettiği anlaşılmıştır. Mahkememizce dava tarihi itibariyle zamanaşımı ilk itirazının dolduğu kanaatiyle davanın reddine karar verildiği, kararın davacı vekili tarafından istinaf edildiği, istinaf üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 2017/1123 esas 2018/1006 karar sayılı ilamında "Yapılan açıklamalar ışında somut olay değerlendirildiğinde, davacı vekili dava dilekçesinde, 30/08/2013 tarihinde aracın sağ ön yolcu kapısının cam mekanizmasında arıza olduğunu ve servise gittiğini, 24/06/2014 tarihinde araçta vites arızası meydana geldiğinden dolayı servise gittiğini 25/07/2014 tarihinde yağ lambası ikazı dolayısıyla servise gittiğini, 02/01/2015 tarihinde aracın gerek bakımından gerekse tekrar yağ lambası ikazı verdiği için tamirinin yapıldığını, 23/01/2015 tarihinde ayna-boya vb. tamirlerinin ücretsiz olarak yapıldığını, 23/01/2015 tarihinde yağ analizin yapılarak sonuçların normal olduğunun söylendiğini fakat sonuçların normal olduğunu gösteren raporun müvekkiline verilmediğini, 26/05/2015 tarihinde klima motorunun arıza sebebiyle değiştirildiğini, en son yağ arızası sebebiyle aracın motoruna yağ eklemek zorunda kalındığını belirtmesine rağmen, arızaların davaya konu araçtaki üretim hatasından kaynaklı bir gizli ayıptan kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususunda taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli üniversitelerin otomotiv bölümünden görevli ve konusunda uzman kişilerce oluşturulacak heyetten bilirkişi raporu alınmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir." gerekçesiyle mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verildiği, İstinaf ilamı uyarınca servis kayıtları celp edilmiş, bilirkişiler marifetiyle araç üzerinde keşif incelemesi yapılmıştır. Bilirkişi heyeti tarafından 22.05.2019 tarihli kök raporda "...aracın kullanım konforunu bozacak şekilde yağ tüketmediği, bu durumun araçtan beklenen faydayı azaltmadığı, dava konusu aracın yağ tüketimi açısından üretimden kaynaklanan gizli bir ayıbı olmadığı, sürekli tekrarlayan ve aracın kullanımım etkileyen ayıpların mevcut olmadığı ve bu nedenlerle 6502 sayılı kanunun gereği olarak değişim şartlarının oluşmadığı." şeklinde tespit yapıldığı, davacı vekilinin ve sonraki aşamalarda davalıların rapora itirazları ve gelen servis kayıtları üzerine 3 ayrı ek rapor alındığı, hükme esas alınan ek raporlarda, dosyaya sunulan yağ tüketimi verileri analiz edildiğinde, araca en son ilave edilen 1 litre yağdan sonra yapmış olduğu 47,542 km içinde yaklaşık 13 litre yani yaklaşık her 4.000 km de bir 1 litre yağ ilave edildiği, aracın yağ yakmasının 29000 km den sonra giderek hızlandığı, bu yağ tüketimi hızının normal olmadığı, kullanım konforunu önemli ölçüde azalttığı ve tabii motorda ele alınması gereken bir arızayı da gösterdiği, aracın onarımına ilişkin bir müdahale yapılmadığı, davacının onarıma muvafakat etmediği, dava konusu aracın motorunun, sunulan servis kayıtlarına göre, aracın kullanım konforunu bozacak şekilde yağ tükettiği, bu durumun araçtan beklenen faydayı önemli ölçüde azalttığı, dava konusu aracın yağ tüketimi açısından üretimden kaynaklanan gizli bir ayıbı olduğu, bu ayıbın araç motorunun komple yenilenmesi ile giderilebileceği, bu durumda araçta değer kaybı oluşmayacağı yönünde yapılan tespit mahkememizce yerinde görülmüş olup davaya konu aracın üretimden kaynaklı gizli ayıplı olduğu kabul edilmiştir.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 8. maddesinde “Ayıplı Mal”, “Tüketiciye teslimi anında, taraflarca kararlaştırılmış olan örnek ya da modele uygun olmaması ya da objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan maldır.” şeklinde tanımlanmıştır. Anılan yasanın 9. maddesinde ise Satıcının, malı satış sözleşmesine uygun olarak tüketiciye teslim etmekle yükümlü olduğu, 10. maddesinde, teslim tarihinden itibaren altı ay içinde ortaya çıkan ayıpların, teslim tarihinde var olduğunun kabul edildiği, bu durumda malın ayıplı olmadığının ispatının satıcıya ait olduğu, bu karinenin malın veya ayıbın niteliği ile bağdaşmıyor ise uygulanmayacağı düzenlenmiştir. Ayıp nedeniyle tüketicinin seçimlik hakları anılan yasanın 11 . Maddesinde, " (1) Malın ayıplı olduğunun anlaşılması durumunda tüketici; a) Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, b) Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme, c) Aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, ç) İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme, seçimlik haklarından birini kullanabilir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. (2) Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi hakları üretici veya ithalatçıya karşı da kullanılabilir. Bu fıkradaki hakların yerine getirilmesi konusunda satıcı, üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur. Üretici veya ithalatçı, malın kendisi tarafından piyasaya sürülmesinden sonra ayıbın doğduğunu ispat ettiği takdirde sorumlu tutulmaz." düzenlenmiş Tüketicinin seçimlik hakkını kullanabileceği zamanaşımı süreleri 12. Maddesinde "(1) Kanunlarda veya taraflar arasındaki sözleşmede daha uzun bir süre belirlenmediği takdirde, ayıplı maldan sorumluluk, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile, malın tüketiciye teslim tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Bu süre konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallarda taşınmazın teslim tarihinden itibaren beş yıldır. (2) Bu Kanunun 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrası saklı olmak üzere ikinci el satışlarda satıcının ayıplı maldan sorumluluğu bir yıldan, konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallarda ise üç yıldan az olamaz. (3) Ayıp, ağır kusur ya da hile ile gizlenmişse zamanaşımı hükümleri uygulanmaz." şeklinde düzenlenmekle üretimden kaynaklı olarak gizli ayıplı olduğu kabul edilen dava konusu volkswagen marka golf model aracın 21.03.2013 tarihinde satın alındığı, iş bu dava tarihinin 22.06.2015 olduğu davanın iki yıllık zamanaşımına tabi olduğu ancak araçtaki ayıbın gizli olduğu gibi sunulan servis kayıtları ve davacı vekilinin sunduğu Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23.05.2019 Tarih ve 2017/563 esas 2019/605 karar sayılı kararı da dikkate alınmakla yağ ilavesi ile ilgili iş emirlerinden anlaşıldığı kadarıyla araca her 2.000 km 'de bir (bazen 1.000 km de bir) 1 litre yağ ilavesi gerektiği bu nedenle bir çok kez yetkili servislere başvurduğu, davaya konu aracın onarımının yetkili servisler eliyle yürütmekte olup davacının tüm başvurularına rağmen arızanın giderilemediği, üretimden kaynaklı gizli ayıp mahiyetindeki arıza yönünden davalıların ağır kusurlu olduğunun kabulü ile davacının 6502 sayılı yasanın 11. maddesinde düzenlenen seçimlik haklarından ayıpsız misli ile değişim talebinin yerinde olduğu davacı tüketicinin onarım seçimlik hakkına zorlanamayacağı, anılan yasanın 11/2 maddesi gereği davalıların davacının seçimlik hakkının yerine getirilmesinden birlikte sorumlu olduğu kanaatiyle aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:
1-Davanın KABULÜNE,
2-Davaya konu .......... plaka sayılı ............ marka ........... model (şase ..............) aracın gizli ayıplı olduğunun tespitiyle takyidatlardan ari olarak davalılara teslimi ile davalılar tarafından müştereken ve müteselsilen anılan aracın ayıpsız mislinin davacıya verilmesine,
3-Davacının yaptığı 236,15-TL tebligat ve yazışma gideri, 1.500,00-TL bilirkişi ücreti 314,00 TL keşif harcı olmak üzere toplam 2.050,15-TL bedelin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, gider avansından kalan bakiyenin kararın kesinleşmesiyle talep halinde yatırana iadesine, davalının yaptığı yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına,
4-AAÜT göre hesaplanan .............. -TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Harçlar yasası gereğince hesaplanan 3.286,05-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,
Dair, davacı vekili ve davalı doğuş vekilinin yüzüne karşı kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta istinaf yolu açık olmak üzere yapılan inceleme sonucunda karar verildi.
24/09/2020